Arkeolojinin Devleri - Hocaların Hocaları

1) ORD.PROF. DR.  ARİF   MÜFİD   MANSEL

2) PROF.DR. JALE İNAN

3) PROF. DR: MUHİBBE DARGA

4) ORD. PROF. DR.  SEDAT  ALP

5) PROF.DR.  HALET  ÇAMBEL


 

ORD.PROF. DR. ARİF MÜFİD MANSEL

img420

 

İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün kurucusu, çok özel, alçak gönüllü. Soylu bir aileye mensup , kibar bir beyefendi, harika vasıfları olan bir ilim  adamı…..

Onun öğrencisi  olmak ve Arkeolojiyi  ondan öğrenmiş olmak çok büyük bir ayrıcalık. Klasik Arkeoloji konusunda bir umman. Arkaik- Klasik- Hellenistik dönem Yunan Mimari ve Heykeltraşlığı ,  Girit- Miken Mimari ve Kültürü ,Slaytlarla ve karşılaştırmalı olarak onun akıcı anlatımıyla dört yıl boyunca bizlere aktarıldı. Bizden önceki yıllarda anlatılan konulara ait notları da  eski öğrencilerden arayıp buluyorduk.

Arkeoloji  Bölümündeki tüm derslerde,  anlatılanların başlangıcından bitimine kadar olan bütün konulardan sorumluyduk.  Vede  yazılı, sözlü çift baraj imtahanı geçirip, Tezinizi savunup mezun oluyordunuz ancak hemen lisan imtahanı geçirip Doktora’nıza başlıyordunuz.

Arkeoloji eğitiminde, sadece kendi döneminde  okunan  konulardan sormlu olmak gibi bir  birşey söz konusu olamaz.  Prof. Mansel, öğrettiği tüm  kültürlerdeki Mimari yapıları bütün özellikleri ve mimari Plan ve krokileri ile isterdi bizden. Aslında oldukça zor bir eğitim dönemi geçirdik  o yıllarda.

Perşembe günleri Seminerimiz vardı.  Ve  bitiminde  Pelit Pastahanesinden getirtilen pastayı yiğip çaylarımızı Hocamızla birlikte içmek  çok değerli anlardı.  Arif Hocamız kendisinden çok çekindiğimizi bilirdi ancak bu çekinmenin kaynağının  onun istediği gibi olmak yolunda yalnış yapmak endişesinden  kaynaklandığınıda çok iyi bildiği için ders haricinde hepimizle ilgilenir, sohbetler yapardı  ve onu çok sevdiğimizide çok iyi bilirdi.

Sınıf Arkadaşım Taner Tarhan ve benim, İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ‘nün KİLİKİA BÖLGESİ’nde yapacağı Araştırma ve Kazılarına  katılmamız için gereken  izinide  Prof. Mansel  vermişti.  İlk yıl yaptığımız yorucu  çalışmalara  kısa bir ara veren  Prof.Dr. Elisabeth Rosenbaum , birkaç gün için  SİDE’ye dinlenmeye gideceğimizi söylediğinde  çok sevinmiştik çünkü  Prof. Dr. Jale İnan ve sınıf arkadaşlarımız  o günlerde  Side’de Kazı yapıyorlardı.

Haluk Abbasoğlu, Eser Abbasoğlu, Revza Ozil, Ülkü İzmirligil…hepsi oradaydılar. Taner ve ben, arkadaşlarımızın Kazı Bölgelerine gidiyorduk. Bir tatil günü kazıda toprak taşıyan kamyonla çevrede bir gezi yapalım dedik, yolda kamyon bozuldu ve yürüyerek döndük.

O geziye ait fotoğraflarımızda var. Ksanthos’da Fransız Kazısına katılan arkadaşımız Rasim Özgürel’de Side’ye geldi aynı günlerde. Çok düzeyli , çok özel  bir arkadaş grubuyduk.

İşte tam o günlerde Arif Hocamız’da Side’ye geldi. Arif Müfid Mansel  Arkeoloji ye adadığı yaşamının en uzun dönemini PAMFİLYA  Bölgesi Araştırma ve Kazılarına ayırmış bir Arkeolog. Side ve Perge onun eseri ve Pamfilya Arkeolojisi onunla birlikte Türk Arkeologlarının  eseri olarak devam ediyor. Prof. Mansel ,Prof . Jale İnan, Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu ve Arkeolog- Mimar Ülkü İzmirligil.

Evet Arif Hocamız Side’ye geliyor ve  Kilikia Çalışmalarımızla ilgili olarak bizden bilgi alıyor, Benim Nekropol Kataloğu tezimle  ilgileniyor, anlattıklarımı ilgiyle dinliyor , gülümseyerek ‘’bana hiç gitmediğim  nekropollere ait  bilgi veriyorsun, aferin’’ diyor.

Gel diyor,’’sana doğu ve batı Mausoleumlarını anlatayım’’ diyor ve bana, öğrencisine Side’de Mausoleum’ları yerinde anlatarak bilgi veriyor.

Bir Ord. Prof. bana , kendi bölgesinin Nekropolleri hakkında bilgi aktarıyor.  Bu öylesine önemli bir  davranış ki, bütün meslek hayatımı etkiliyor. Tevazu ve değer verme kavramlarının , mükemmel  bir bilim adamı kavramının  anlamlarını orada öğreniyorum.

KİLİKİA BÖLGESİ  Çalışmalarımız bitiyor, Ankara’da raporları düzenleme işleri sonrası İstanbul’a dönüyoruz.   Taksim Sıraselviler’de Bizans Arkeoloji Enstitüsü’nde Prof. Mansel KİLİKİA EKİBİ ONURUNA bir kutlama  düzenliyor. Prof.Jale İnan, arkadaşlarımız, Prof. Elisabeth Rosenbaum, Taner Tarhan , ben hepimiz bir aradayız.

Hocalarımız bizi tebrik ediyorlar: Beni ve Taner’i.   Görevimizin ve Hocalarımızın bilincinde olduğumuz için  hak ediyoruz  bu kutlamaları. Önümüzde daha çok senemiz var.

Kilikia Araştırmaları’nın ilk yılı sonunda yaşanan bu  anlar, bizlerin daha sonraki yıllarda  yapacağımız çalışmaların başarısını hazırlıyor.

Arif Müfid Mansel , Sadrazam Tevfik  Paşa’nın torunu.  Onurlu ve köklü bir aileye mensup.

Arkeolojiyi Avrupa’da okuyor, Berlin’de Doktora yapıyor. Önce Arkeoloji Müzeleri Müdür Muavinliği yapıyor, daha sonra İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kuruyor.

1937-1938 Yıllarında VİZE- KIRKLARELİ  TÜMÜLÜSLERİ KAZILARINA başlıyor.

Kırklareli B  -  Kırklareli ERİKLİCE – KURTKALE  -  MALTEPE TÜMÜLÜSLERİ Kazılarını yapıyor.

TRAKYA----KIRKLARELİ KUBBELİ  MEZARLARI VE SAHTE KUBBE VE KEMER PROBLEMİ  adlı Kitabını bu çalışmalardan sonra 1943 yılında  yayınlıyor.

Prof. Mansel   aslında  NEKROPOLLER  konusuna çok önem veren  bir Arkeolog ve  kitabında ‘’ Mezar Araştırmaları Konusuna Arkeologların önem vermesi  gerektiğine ilişkin’’ bir son kısım yazısı var.

Kendisi , Kubbeli Mezarlar’la ijgili araştırmalarını: Karadeniz Bölgesi, Ege ve Akdeniz Bölgesinde de gerçekleştirmiştir.

Son görüşmemizde bana ‘ Trakya’ya da gitmelisin’ dediği zaman   ,giderim hocam demiş ancak bunu biraz da hatır için söylemiştim ancak seneler sonra TRAKYA YOLLARINAçıktığımda  Arif  Müfid Mansel’in  beni  benden daha iyi tanıdığını düşünüyorum..

 

 

 

PROF.DR. JALE İNAN

img421

 

Arkeoloji İlmini ve Kazı Bilimi çok iyi bilen  , Uluslararası  üne sahip , Hayatını Arkeolojiye adamış   harika bir insan ve çok iyi bir hoca.

 

Antik Heykeltraşlık konusunda uzmanlaşmış  ve bu konu ile ilgili çok önemli eserler vermiş ,çok önemli Kazıları İdare etmiş, Side Müzesini kurmuş ve  çok iyi öğrenciler yetiştirmiş  idealist bir Profösör.

 

İstanbul Arkeoloji Müzesinde 23 yıl  Müze Müdürü  görevinde kalmış Aziz Ogan’ın kızı. Aleksander von Humbolt Vakfının ilk burs kazanan larından. 1934 de Almanya’ya Arkeoloji okumak üzere  gidiyor ancak eğitimine ,daha sonra Türkiye’den kazandığı bursla devam eiyor.  Berlin ve Münih Üniversitelerinde okuyor ve  ilk sınıftan itibaren  arkadaş olduğu  Elisabeth Rosenbaum ile birlikte kader birliği yaparak, yaşamlarının sonuna dek asla ayrılmayan iki dost  olarak  İkinci Dünya Savaşının en zorlu  günlerinde, bomba sesleri arasında  öğrenimlerine devam ediyorlar.  Bu arada Elisabeth Rosenbaum’un nişanlısı savaşta ölüyor, ve Jale  İnan , çok sevdiği arkadaşının en  acılı günlerinde   ona destek oluyor.

 

Jale İnan 1946 yılında , doktorasınıda yapmış olarak İstanbul’a dönüyor ve Prof. Arif Müfid Mansel’in Asistanı olarak Arkeoloji Bölümündeki görevine başlıyor. Bu arada aynı zaman diliminde  Arkeolog Dr. Elisabeth Rosenbaum’ da İngiltere’de Göreve başlıyor.

 

Prof. Mansel ve Asistanı Jale İnan, 1947 yılında, Pamphylia’ Bölgesinde , yıllar boyu devam edecek olan Kazı ve Araştırma çalışmalarına başlıyorlar. Jale İnan, Side – Perge kazıları  ,,Kremna  ve Pamphylia Selukea’sı Kurtarma Kazıları’nda çok uzun yıllar görev yapıyor,1975 yılında Side Apollon Tapınağı Kazı ve Restorasyonuna başlıyor.

 

Ancak  1962 yılından itibaren bizim dönemimizin Antik Heykeltraşi konusundaki Profösörümüz olarak   Sınırları çok geniş bir konu olan ‘’ Roma  Heykeltraşisi ve Roma Portre Sanatı ‘’ derslerine başlıyor ve Mezuniyetimize kadar kesintisiz olarak bu dersi görüyoruz.

 

Bu arada Birinci Ders Yılı sonunda, İngiliz Arkeoloji Enstitüsü, Dağlık KİLİKİA BÖLGESİ’nde, Prof. Elisabeth Rosenbaum Başkanlığında yapacağı Araştırma ve Kazı Programında görev almak üzere Bölümümüzden iki öğrenci istiyor.  Ord. Prof. Mansel ve Prof. Jale İnan  beni ve Taner Tarhan’ı bu göreve uygun görüyorlar.

 

Dünyaca ünlü Hocalar tarafından  okutulurken, Dünyaca ünlü bir hoca ile birlikte Kazı  Eğitimi almağa başlamak bence çok büyük bir ayrıcalık.

 

İlk Kazı Dönemimizde Prof. Elisabeth  dinlenmek amacıyla kısa bir mola veriyor ve bizi SİDE’ye getiriyor, En Yakın Dostu  Prof. Jale İnan’ın yanına….

 

Jale Hocam ve Eşi Prof. Mustafa İnan, Elisabeth Rosenbaum ve beni, kıyıdaki mütevazi evlerinde misafir ediyorlar ve ben Hocamın odasında kalıyorum.

Bütün Side Kazı Ekibi, Jale İnan’ın evinin bahçesinde kurulmuş olan uzun tahta masanın başında toplanıp yemek yiğiyor.  Elisabeth, Taner, ben,Haluk, Eser, Revza, Ülkü, Nesrin, Jale İnan, Mustafa İnan ve Avusturyalı Mimar Dr. A. Machatschek. (Side M binasını onarıyor)

 

Yemekler neşe içinde yeniyor, kahveler içiliyor, saygı ve sevgi’ dolu , çok özel bir  beraberlik yaşanıyor. Akşam üzeri çayları için Jale Hanım kendi eliyle yaptığı ,kocaman tepsi dokusu  Elmalı Tart’ı ikram ediyor. Mustafa İnan, Jale Hanım’ın hep yanında.

 

Dönüş günü geliyor. Herkesle vedalaşıyoruz, arazi arabamıza  binerek  Anamur’a dönüyoruz.

 

Yıllar sonra, Ege Üniversitesinde Görevde olduğum sıralarda ,senelik izinle İstanbul’a Kandilli’deki evimize geldiğimde, Karşı sahilde Bebek’te oturan Jale Hocam beni evine kahvaltıya davet etti. Salonun denize bakan penceresi önündeki  küçük  masada çay içip uzun uzun sohbet ettik.

 

Prof. Jale İnan   çok önem verdiği Antik Heykeltraşlık Sanatı üzerine  kitaplar yazdı.  Prof. Dr. Elisabeth Rosenbaum ile birlikte yazdıkları  ‘’ Roma  And Early Byzantine Portrait Sculpture İn Asia Minor ‘’   Adlı Kitap  1966’da British Academy’ de ve 1979 da Alman Arkeoloji Enstitüsü  tarafından yayınlandı.

 

7. Şubat.2001 ‘de  Jale İnan aramızdan ayrıldı.

 

‘’ Kazı Bilimin Kitaplardan değil Kazı Yapılarak öğrenileceğine inanan  Hocamız;  En Büyük Arzu ve Dileğinin İyi Arkeologlar Yetiştirmek  Olduğunu daima tekrarlamıştır.

 

Prof. Dr. Jale İnan'ın Side'deki evinin bahçesinde, Side Kazı Ekibi ve Kilikia Kazı Ekibi bir arada.

img543

Sol baştan; Eser Abbasoğlu, Haluk Abbasoğlu, Ufuk Baş, Prof. Elizabeth Rosenbaum,

Önde; Revza Ozil, A.Machatschek

 

img545

Önde Sağ Başta; Kilikia Ekibinden Taner Tarhan

 

 

HİTİTOLOG ARKEOLOG PROF. DR. MUHİBBE DARGA

img494

 

1939  yılında  İstanbul Üniversitesi Arkeoloji  Bölümünde  Prof. Arif Müfid Mansel’in öğrencisi olarak  Arkeolojiye başlayan ve ilk kazısını Hocamız  Mansel ile birlikte  Küçükçekmece yakınlarındaki Region’da yapan  Hocam Muhibbe Darga, ESKİ ÇAĞ DİLLERİ VE KÜLTÜRLERİ   BÖLÜMÜ  BAŞKANI olarak Anadolu’daki pekçok Araştırma ve Kazıya katılmış, Başkanlık etmiş , Hayatını Arkeolojiye Adamış, idealist ve çok üstün vasıflara sahip bir Bilim insanıdır. Köklü bir aile, çok iyi bir eğitim ve çok iyi lisan  bilgisi , döneminin en başarılı  Türk ve Yabancı Arkeolog ve Hititolog Hocalarından öğrendiği Mesleği ile  çok başarılı bir kariyere sahib olmuş, kendisini çok seven, gücüne ve enerjisine hayran  pekçok başarılı öğrenci yetiştirmiş harika bir insan.

 

Karatepe , Gedikli, Çorum Eskiyapar, Değirmentepe ,Şemsiyetepe, Şarhöyük-Dorylaion Kazılarında onun imzası var. Hitit Uygarlığına ,Hitit Yaşamına, Hitit Tanrılarına ve Hitit Kadınına Tümüyle hakim, Hititlerin de bizler gibi hayatları olan  insanlar olduklarının farkındalığına erişmiş ve onların hayatlarının içine girerek  cesaretle ve iyi bilmenin verdiği rahatlıkla çok başarılı kitaplar yazmış,  mükemmel bir araştırmacı Hoca.


img499

 

Bizler, Muhibbe Darga Hocamızın, enerjisine, canlılığına,tevazu ile sergilediği Bilgeliğine, öğrencilik yıllarımızdan başlayarak bugüne kadar gittikçe artan büyük bir hayranlık duyduk.  Fakültede  Arkeoloji  Koridoruna girdiği anda çevresine canlılık yayılır , onun bizlere cesaret veren neşesi bizede geçerdi. Hepimizle ilgilenir, hatır sorar, sizinle konuşurken yeni gelenlere bakıp tebessüm eder ve çevresinde  pozitiv enerji yüklü bir daire oluştururdu. Bizlere yüklediği bu enerjiyi ben asla hatırımdan ve hayalimden çıkartmadım.

 

Yıllar sonra Kazılarda, Ege Üniversitesinde Hoca olduğum dönemlerde ya da yaşamımın herhangi bir anında, Muhibbe Hocamın gücünü ve enerjisini kendime örnek aldığım anlar çok fazladır.

 

Assos Kazısının’da anlatıldığı Sempozyum için, İzmir’den İstanbul’a görevli olarak geldiğim günA.K.M. de  Muhibbe Darga Hocam ,diğer sınıf arkadaşlarım, Arkeolog Revza Ozil hep beraberdik ve o gün   Muhibbe Hocamız hepimizi öğle yemeğine götürdü.  Sempozyum sonrası ben İzmir’e döneceğim.  Benim Arkeoloji’ye tutku derecesinde ki bağımı ve Hayatımda herşeyden önce geldiğini mutlaka çok iyi biliyor ve yaptıklarımı izliyordu buna eminim.   Arkeologlar genelde gümüş bilezikler takarlar ve Muhibbe Hocam’da takıyor. Yemekte kolundaki gümüş bileziklerden birini çıkarıp  bana uzattı ve ‘’sana uğur getirsin’’ diyerek bana hediye etti.  Yıllar boyu , kendi bileziklerimle birlikte ancak onu kolumdan hiç çıkarmadan taşıdım.

Prof. Muhibbe Darga , Uluslararası  üne sahip çok başarılı Bir Hititolog ve eserleriyle Dünya Arkeolojisini Bilgilendirmeğe devam ediyor.

Net Kararları, cesareti ve her konudaki açık sözlülüğü ile , İdealist  Kazıbilimcilere örnek olan Hocam’dan  ne çok dersler aldık diye düşünüyorum….


HİTİTOLOG  ORD. PROF. DR.  SEDAT  ALP

img498

 

Hititolog Arkeolog  Prof. Dr. MUHİBBE  DARGA’nın deyimiyle ‘’  Sedat Alp, Türkiye’nin en yetkin Hititoloğu ve Sosyal Bilimler Alanında en büyük alimlerinden biri ‘’.

 

Prof. Sedat Alp   , eşim Can’ın  Annesinin  Büyük Amcası.   Ben  kendisiyle pek fazla görüşemedim ancak, Konya- Karahöyük Kazısı  buluntularında, Megalitik Sembollerle ilgili  araştırmalarım konusunda  konuşmalar yaptık

 

Ancak  Selanik—Karaferye Kökenli bu ailenin  hayatta olan ve olmayan erkek lerinin şaşılacak derecede  birbirlerine benziyor olmaları benim ilgimi  daima çekmiştir.


 

PROF.DR.  HALET  ÇAMBEL

img493

 

Arkeoloji İlmine Yaklaşımı, Bilime olan Saygısı, Yaptığı İşe Verdiği Değerin  yaşamının dahi  önüne çıkması olaylar karşısındaki kararlı duruşu, inandığı sonuca varabilme  gücü, vazgeçme kavramına asla yer vermeyen bir irade gücü ile hayatını mesleğine adamıış bir ARKEOLOG.

Biz öğrencilerine Arkeolog  olmanın  ne olup ne olmadığını, ya da  Arkeolog  nasıl olmalı kavramını anlatarak değil,   kendi yaşam biçimi ile ,  olaylara bakış açısını bize  de aktararak öğreten  ,yerine gore sert ancak bir okadar  sevecen, pek çok üstün özelliklere sahip bir insan.

Kendisi bizler için bir OKUL olan  HALET HOCAMIZ.

Fransa’da Sorbonne Üniversitesinde Arkeoloji Eğitimini  bitirdikten sonra,

1940 yılında İstanbul  Üniversitesine, Prof. Dr. H.  Bossert’in Asistanı olarak giriyor.

Dr. Bossert, 1933 yılında Türkiye’ye  gelmiş ve Boğazköy Kazı Ekibinde görev almıştır. 1934 yılında  , İstanbul’ Üniversitesinde  yeni kurulan Türk Arkeoloji Enstitüsünün başına Profösör olarak  getirilmiş, bir müddet sonra buranın kürsü haline gelmesiyle, Kürsü başkanı olmuştur. Ancak 1942 yılında yapılan bir değişiklik ile ,yeni kurulan  Eski Ön Asya Dilleri ve Kültürleri  Kürsüsünün başına geçmiştir ve  bu dönemde  Dr. Halet Çambel  onun asistanıdır.

1947 yılında Adana Kadirli ilçesinin 22km.  güney doğusunda ve Ceyhan Nehrinin batı kıyısında yer alan KARATEPE’de ,çok uzun yıllar devam edecek olan  Kazı Çalışmaları  başlar. Karatepe bir Geç Hitit Kalesidir.

Çok zorlu şartlarda  yapılan çalışmalar dan zaman içerisinde ayrılan Prof. Bossert’den sonraAraştırması kazısı ve onarmları ile Karatepe artık, 1957 yılından itibaren zamanımıza kadar Prof. Çambel ve eşi Nail Çakırhan’ın sorumluluğuna girecektir. Karatepe’de ‘’Arkeolojik verilerin  yerinde muhafaza  edilmesi  en zor ancak en doğru yöntemdir’’ Kavramı ,  Çambel ve Çakırhan’ınüstün gayretleri ile ve çok başarılı bir şekilde  uygulanır ve doğrulanır.

Bizim öğrencilik yıllarımızda, Prof. Dr. Halet Çambel, Edebiyat  Fakültesi Prehistorya Bölümü Başkanıdır.   Klasik Arkeoloji okuyan  bütün öğrenciler, Prehistorya Ana Bilim Dalını da bitirmek zorundadır.

Prehistorya zorbir bilim dalıdır. Hocalarımız dünyaca ünlü hocalardır ve tabii bizlerinde işi zordur. Prof Ufuk Esin ( o yıllarda asistan)  Metodoloji Dersini vermektedir. Prof. Halet Çambel  ve Prof. R.J. Braidwood  (Chicago Üniversitesi Antropolojı Bölümü Eski Dünya Prehistoryası Profösörü )   bölüm derslerimizi veriyorlar. Halet Hocamızdan hepimiz çok çekiniyoruz, çok titiz bir hoca.  Ancak çok çalışıyoruz, Preistorik aletleri ,ait oldukları dönemlerin farklı biçimlerine gore ayrı ayrı biliyor ve çiziyoruz.

Metodoloji, tüm eğitimimiz boyunca ve daha sonraki SAHA  çalışmalarımızda , yazılarımızda bizlere yön veriyor. Asistan Mark Glazer, yabancı Hocaların derslerdeki tercümanları görevinide üstlenmiş.

Tezli Öğrenciler laboratuardan çıkmıyorlar. Arkadaşım Mehmet Özdoğan o öğrencilerden biri ( Şimdi Prehistorya Anabilim Dalı Başkanı ve Profösör)

Zaman içinde, gereken yerlerde ‘’ Halet Çambel’’in öğrencisiyim  demeniz yeterli oluyor,kendinizi  anlat manıza  gerek  yok…