Araştırmalar
İzmir Alsancak Sit Bölgesi
İzmir Alsancak Sit Bölgesinde Tespit Edilen Sivil Mimari Örnekler Çalışması
İzmir kent bütünü içinde yer alan Alsancak kesimi yakın zamanlara kadar 19-20. yüzyılın seçkin sivil mimari örneklerinin oluşturduğu çevreye sahip bir kentsel parça olarak tanınmaktaydı. İzmir kentinin imar planı uygulamaları ve yapı yoğunluklarının arttırılması sivil mimari örneklerinin yoğun olduğu konut bölgelerinin dokusunu çözmüş, giderek yakın zamanlarda büyük çoğunluğu yok olmuştur.
Bugün İzmir belediyesi sınırları içinde yer alan bu tür dokıların yer aldığı üç koruma bölgesinden Kemeraltı, Mithatpaşa Caddesi ve Alsancak bölgelerinden 1970 lerde değişik ekiplerce koruma politikası çerçevesinde sit ve anıt tesbit işlemlerine girişilmiştir. Bunlardan Alsancak’ta yapılanlar, kanımızca günün koşullarına göre dar kapsamlı kalmıştır.
Kültür Bakanlığının istemi üzerine Bölümümüzü güdümünde, İzmir Metropolitan planlama bölümünde F I çalışma bölgesi olarak adlandırılan Alsancak kesiminde şimdiye dek tescil edilmemiş sivil mimari örneklerinin kapsamını geliştirmek amacı ile Kasım-Aralık aylarında ekip çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada tescil edilmesi öngörülen yapıların anıt ve sosyal anketleri yapılmış, değerlendirilmiş olup, araştırmanın grafik ve raporları bölümümüzce hazırlanmaktadır. Ancak İzmir’in bu kesiminde son yıllarda artan imar faaliyetlerinin olumsuz etkisi düşünülerek, tesbiti yapılan yapıların, tescil işlemlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Ek’te tesbit edilen yapıların, imar uygulamasına göre ada ve parsel nolarını içeren liste ve ilgili haritası verilmiştir.
ÇALIŞMA ALANI NIN İZMİR KENT BÜTÜNÜ İÇİNDE TANIMI
İzmir-Alsancak kentsel sit saptama-belgeleme çalışmaları İzmir Kent Bütününün kent merkezinin bir parçasında yer alması, konuya metropoliten ilişkilerin karmaşıklığını da getirmektedir. Çalışmaların kapsadığı alan, metropoliten planlama çalışmalarında F2 alt bölgesi veya planlama analiz ünitesi olarak tanımlanan alanda yer almaktadır. 19. yüzyıldan günümüze tarihsel gelişim ile kentsel fonksiyonların bu alanda önemli ölçüde yer ve yoğunluk değiştirdiği hatırlanırsa, konuya daha sağlıklı yaklaşım sağlanabilir.
İzmir Büyük Kent Bütünü diye tanımladığımız alanda, fonksiyonların birbirine karıştığı, bir kısım kırsal bölgenin de içinde kaldığı İzmir merkezi ile beraber Bornova, Buca, Gültepe, Çamdibi, Altındağ, Yeşilyurt, Balçova, Harlidere, Güzelbahçe, Büyük Çiğli, Gaziemir ve Pınarbaşı belediyeleri yer almaktadır. 1975 yılında nüfusun bir milyona yaklaştığı, tarım, sanayi ve hizmetler dağılımına göre, sanayileşmemiş olmasına rağmen kontrol ve yönetim fonksiyonlarının toplandığı, bir büyük kent yapısını yansıtmaktadır. İzmir Büyük Kent Bütünü'nde toplanan ve onu bölge merkezi yapan fonksiyonların hemen hepsi (Bölgesel toptan ve perakende ticaret, bölge ölçeğinde toplama - dağıtma faaliyetleri, mali kontrol, bölgesel sanayi, dolayısıyla teknik ve idari hizmetler, küçük sanayi, tamir vb.). Büyük Kent Bütünü'nün atar damarı olan merkezdedir. 13 belediyeden oluşan bu yapının özünü İzmir merkez belediyesi oluşturur. İzmir belediyesi, İzmir Büyük Kent Bütünü'nün çekirdeğidir.
İzmir kenti, 19. yüzyıl sonunda, bölgede tipik bir tek büyük kenttir. Bu olgu ise, basit teknolojik bir tarımsal üretim yapısına dayanan, dışa dönük yoğun ticarete bağlı bir bölge ekonomisini bütünleştiren, kendine özgü ulaşım ve haberleşme düzeninin, sosyo - ekonomik örgütlerinin yerleşme alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bölge içi bütünleşmede tam bir merkezdir. Çevresinde bir bölge ve metropoliten alan oluşmuştur.
Araştırma alanının kesin sınırlarları kuzeyde 1. Kordon Cd., güneyde 1442 no'lu Mehmet Esat Bozkurt caddesidir. Araştırma alanı doğu'da Alsancak garını içine alırken, batıda 1. Kordon caddesi ile sınırlanır. Ancak Kıbrıs Şehirler Cd. İle, 1. Kordon arasında kalan adalardaki alan ve yapı taban alan kullnışları istatistiki değerlendirmelere katılmamıştır. Bu sınırlar içinde yer alan konut dokuları yer yer yakın çevreye göre nispeten homojen bir yapıya sahiptir. Batı ve güneyde yüksek imar emsalleriyle apartman duvarlar yer almakta. Kuzeyde liman ve depolama faaliyetleri ile ilgili kullanışların yer aldığı yapı adaları görülmektedir. Doğuda ise tescillenmiş çevresel-anıtsal değeri olan Alsancak garı ve çevresi belirli bir sınır oluşturmaktadır. Kıbrıs Şehitleri caddesinin batı yakası şerit halinde uzanan yapı adaları kıyıdaki prestij bloklarından ayrı olarak çalışma alanımızın benzer niteliklerini taşımaktadır. Bu kesim kentsel sit olarak 1977 yılında onanmıştır.
İzmir-Alsancak kentsel sit envanter çalışmaları iki gurupta yürütülmüştür. Arazide yapılan anketler ve yap -anıt saptamaları için üç tip anket föyü geliştirilmiştir. Bunlardan toplumsal ve ekonomik yapıyı korumaya dönük kullanımı için sosyal anket föyü geliştirilmiştir. Buradan elde edilen bilgiler ilgili bölümlerde kullanılmıştır. Anıt ve konut föyleri ise çalışma alanı için özel olarak geliştirilmiştir. Çalışma alanında çevresel değerde görülen her yapı için tüm anket föyleri uygulanmış ve fotograflari çekilmiştir. Tüm föylerde konut tipolojileri ve başka yapısal incelemelere olanaklı bilgiler kullanılacak hale getirilmiştir. Ancak, sosyal anket föylerinde yer alan hane halkının koruma bilincini yansıtabilecek sorulara yeterli düzeyde yanıt alınamamıştır. Bu nedenle, çevrede yaşayanlarm kentsel sit koruma çalışmalarına karşı tavırları şimdilik ölçülememiştir.
Arazide yapılan anket çalışmalarından başka, çevrenin arazi kullanışı ve yapılaşma arazi çalışması ile mevcut imar planı ile gelebilecek nüfus tahminleri ise, İzmir Nazım Plan Bürosu ve İzmir Belediyesi Planlama Md.lüğü çalışmalarından yararlanarak yürütülmüştür.
İZMİR - ALSANCAK ÇEVRESİNDE TARİHSEL GELİŞİM
Alsancak bölgesinin tarihi gelişiminden söz edebilmek için, önce İzmir kentinin değişim evrelerini ele almak gerekir. M.Ö. 2. Bin yy sonlarında Aiol'lerin, M.Ö. 800’lerde İon'ların uğrağı olan İzmir sonra sırası ile Lydla, Pers, Roma, Bizans, Arap ve Selçuk'luların egemenliğini yaşamıştır. Daha sonra Osmanlıların eline geçen kentte bir çok etnik gurup yerleşmiştir. Bu durumun 12. yüzyılda Bizanslılarla yapılan antlaşma sonucu Cenevizlilerin İzmir'de yerleşme ve ticaret yapma olanağını elde etmesi ile başladığı kabul edilmektedir.
Daha sonra bu imtiyazların tanınması 17. yüzyılın ortalarına dek sürmüş, özellikle kapitülasyonları Fransızlarla birlikte çoğu yabancıların gelip yerleşmelerine neden olmuştur.
11. ve 15. Yüzyıllar arasında bir kaç kez değiştiren İzmir'de ahalinin büyük çoğunluğunu Türk ve Rumlardan oluştuğu bilinmektedir. Ünlü gezgin Galante'nin yazdıklarına göre Museviler 16. ve 17. yüzyıllarda İzmir’e yerleşmişlerdir. Slaars ise Ermenilerin 13. yüzyıldan itibaren İzmirde oturduğunu belirtmektedir.
Türklerin Kadifekale yamaçlarında oturmalarına karşın, Rum'lar da kentin doğusunda yer almışlardır. Fransız, İngiliz ve Hollandalılar ise kıyı kesimine yerleşmişlerdir. Böylece, kıyı kesimlerine yerleşen yabancılar ticaret yolu ile zengin olmuşlar, zenginliklerini mekansal yapıya dolayısıyla konutlarına da yansıtmışlardı. Günümüze dek gelebilen konutlardan özellikle 1. kordon da yer alanların çoğu konsolosluklardır. Geçmişteki görevlerini günümüzde de aşağı yukarı aynı yerlerde sürdürmektedirler. Bir zamanlar denize dek ulaşılabilen bahçeleri ile ünlü Frenk konutlarının yerlerini şimdi apartmanlar doldurmuştur.
18. yüzyılda kazanılan ekonomik güce bağlı olarak 4savunma gereksinmelerine cevap verici nitelikte “levanten” adı verilen bir mimari tarz oluşturulmuştur. Bu mimari biçimin yansıtıldığı konutlarda demir kapılar cepheye oranla içeri alınmış, bodrum ve kiler ağırlıklı olarak düzenlenmiş, bir çok evde de birbirine geçiş olanakları sağlanmıştır. Böylece herhangi bir tehlike anında geçişler yolu ile topluca kaçma eylemine hazırlıklı olunmuştur.
18. yüzyılda Frenk mahallelerinde iki katlı, avlulu, teraslı evler yapılmışsa da, Thomas Graves'in 1336-1837 tarihli haritasında oldukça seyrek bir yerleşim dokusunun sahile yanaşıp, dar bir şerit oluşturduğu görülmektedir. Oysa, Storari'nin 1656-1657 yılındaki haritasında sahil hattı denizin bir miktar doldurulması ile biraz daha ileri kaymış, Frenk caddesinin (1. Kordon'un) denizden koptuğu belgelenmiştir. Alsancak burnunda (Punta'da) ise ızgara sistemini andırır bir yerleşim dokusu yer almaktadır. Bu dokunun bozulmadığı şimdilerde de gözlenebilir. Eldeki bulgulara göre kıyı kesiminin 20 yıl içinde günümüz Alsancak’ının kimliğime büründüğü anlaşılmaktadır.
Ancak 1866 da yapımına başlanan limanla birlikte istasyon tesislerinin de gerçekleştirilmesi Alsancak ve çevresinin büyümesine neden olmuştur. Tramvay hattının konması ile taşımacılık hızlandırılmış, rıhtım alanında Avrupai oteller yapılarak, buraya paralel ve dik yolları açılmıştır.
Görülüyor ki, rıhtım salt ticari amaçla kullanılmamış, hem konaklama gereksinmelerini karşılamış, hemde ekonomik yönden katkıda bulunmuştur. Böylece İzmir her açıdan daha canlı bir hale getirilmiştir. Liman ve istasyon tesislerinin yapımı endüstriyel faaliyetlerin yanı sıra konut yapıklarını da yoğunlaştırmıştır. Bu yoğunluk çalışma alanımızda yaptığımız kaçük bir araştırma ile belgelenen konutların yapım tarihlerinden anlaşılabilmektedir.
ALSANCAK KONUTLARINDA TİPOLOJİK ÖZELLİKLER
1) Saptama-Belgeleme Çalınmasında Kullanılan Konut Föyleri
önerilen sit alanında kullandığımız konut föyleri.konutların plan ve cephelerine göre tipololik sınıflandırmayı sağlayacak grafik anlatımı içermektedir.
Konut föylerinde Anıt ve Sosyal föylerinde olduğu gibi, yapının adresini belirten başlık kısmı dışında, föyün ön yüzünde kat planlarının çizildiği 3 bölüm yer almaktadır. Föyün arka yüzünde ise konutun tipik pencere kapı ve kepenk ayrıntılarıyla diğer ilginç birkaç ayrıntının saptanması için de yer ayrılmıştır. Konutun ön cephe özelliklerini yansıtmak üzere malzeme bilgilerinin yanı sıra çevresiyle şiirsel ilişkilerinin belirtileceği bilgilere de yer verilmiştir. Ön cepheye ait fotoğrafın da föyün bu yüzünde bulunması uygun görülmüştür.
Böylelikle yapının plan ve ön cephe özelliklerinin toplandığı konut föyü, korumaya dönük bir sit alanı çalışmasında bize, tipolojik çözümleme olanağı veren bir doküman olmaktadır.
Ancak, değişik kültürel süreçlerde oluşmuş sit alanlarında kullanılacak konut föylerinin farklı içeriklerde olması gerektiğinin de burada belirtilmesinde yarar vardır. Föylere katılacak bilgilerin eksikliği ve fazlasının belirlenebilmesi için her seferinde bazı denemelerin yapılmasında gereksinime duyulması olasıdır. Tipolojik çözümleme çalışmasının amacı doğrultusunda föylerin içeriklerinde farklı çözümlemeler yapılabilir. Bizim burada düzenlemiş bulunduğumuz konut föylerinin de, konutların plan ve cephe özelliklerinin sınıflandırılabilmesini denemek üzere düşünüldüğünü belirtmek isteriz.
Yöresel mimaride uygulandığında tipolojik çözümleme, yapıların ardışık ve eşzamanlı analizlerinde yöntemsel bir araç olmaktadır. Anıt föylerinde toplanan bilgilere ek olarak, tipolojik çözümleme sonuçlarının, koruma kararlarını olumla ya da olumsuz etkilemesi söz konusudur.
2) Konutların Plan Özellikleri
Bu aşamada, tüm sit alanı kapsamında konutların plan ve cephe tipolojilerini çözümlemiş değiliz. Ancak, sit alanındaki konutların genel plan tipleri ve cephe kuruluşları hakkında vardığımız sonuçlar şınlardır:
-
Yapılara sokak üzerinde bulunan cephesinden girilmektedir. Yapı, sokağa yönlenmiş olup,sokak üzerindeki cephesi esas cephesidir. Bitişik nizam düzeninden dolayı iki yanları kapalıdır.
-
Yaşama katlarında, çift kanatlı demir kapıdan girilen giriş sofası, dar uzun dikdörtgen bir mekandır. Bu mekanın dar uzun kenarlarından birinde, arka arkaya 1 veya 2 konuk odası ve yemek (veya oturma) odası bulunmaktadır. Bu odaların arkasında üst kata çıkan ahşap merdiven, WC ve mutfak kısmına geçilen servis koridoru yer almıştır. Sofanın sonunda, arka bahçeye açılan bir oturma odası veya limonluk adı verilen camekanlı bir oda vardır.
Üst kata çıkan iki kollu ahşap merdiven üst kata ulaştığında, sur merdivenin bulunduğu boşluğun genişliğinde bir orta mekan yer almıştır. Bu orta mekana 3 yatak odası ve bir banyo odası açılır. (Banyo odası, zemin kat ile üst kat arasında, merdivenin sahanlığından girilen ara katta yer almışsa, üst katta yatak odası veya 3 yatak odası bir cumbalı oturma odası bulunabilmektedir.)
Üst kattaki cumba, ön cephede simetrik olarak bulunmasına karşın, cumba mekanına üst kat odalarından yalnız bir tanesinden girilir, cumba ile ilişkisi kurulmuş oda üst kat oturma odasıdır. Orta mekandan bir kolla uzanan merdiven çatının mahya yüksekliğinin elverdiği boyutlarda bir çatı katı odasına ulaşır.
Alsancak'ta çalışılan alanda genel bir plan şeması durumunda olan bu konut planı, cephe genişliğine ve parsel derinliğine bağlı olarak fazla veya eksik odalı da olabilmektedir.
-
Konutların zemin katları sokak tretuvarından 3-6 hatta 8-9 basamakla yükseltildiğinde ve 2-3 basamak tretuvardan aşağı inildiğinde pek de bodrum kat olarak adlandırılamayacak alt katları bulunmaktadır. Bu alt katlar, sokaktan bağımsız girişli, üst kattan bağımsız yaşama katlarıdır. Plan düzenleri üst kat yaşama katından farklı değildir. Ancak, burada konuk odası aynı zamanda ailenin oturma odası olmaktadır. Ayrıca bir yatak odası ile mutfak ve WC vardır. Alt katın mutfak ve yatak odası arka bahçe katında olup bahçeye açılır.
3) Konutların Cephe Özellikleri
Konutların aşağı yukarı benzer plan özelliklerine karşın cephe kuruluşları birbirlerinden farklıdır. Bu farklılık cephede yer alan tüm öğelerde, ayrıntı ve süslemelerde de görülmektedir. Konutların cephelerindeki bu farklı tutum, cephenin bir prestij unsuru olduğunu yansıtmaktadır.
Ancak, İzmir ve çevresinde Levanten konutları arasında cephe düzenlemelerine bakarak tipolojik ilişkilerin kurulabilmesi olanaklıdır. Hatta giderek, yapıların yapılış tarihlerinin sıralamasına göre belirli cephe tipleri saptanabilmektedir.
Ufuk BAŞ ARIĞ
İZMİR / 1980