Atlı ve Savaşçı Kavimlerde Giyim

"... İskitler, kısa gömlek, uzun ve dar pantalon, dize kadar çıkan deri çizme ve sivri bir şapka giyerlerdi" uzun ve gür saçları bazen toplu olurdu bazende rüzgarda uçuşurdu, at üzerinde rüzgarla yarışırcasına giderken...

Altaylar' da, Orta-Asya ve Sibirya bölgesinde, kurganlar içinde, buzların koruduğu cesetlerin üzerlerindeki giysiler, mezarlara ölünün, öteki dünyada giymesi için bırakılan kumaşlar ve giysiler, bizleri eski dönemlerin atlı kavimlerinin giyim tarzları hakkında çok fazla aydınlatmaktadır ancak giysilerle ilgili bulgulara bazı müzelerde rastladığımız gibi, kumaşlar, keçeler, metal ve deri eşyalar üzerinde ve taş eserler üzerindeki kabartmalarda işlenmiş olan tüm tasvirlerde de rastlıyoruz.

Ancak Urallar ve Orta-Asya kültürlerinin devamı olan topluluklar, giysi konusunde da her konuda olduğu gibi, geleneklere çok bağlı kaldıklarından, bu konuda bilgi toplamak mümkün olabiliyor.

En azından, bir destanın satırları arasında, yazılı kaynakların bir köşesinde, Herodot' un tarihinde, satırlar arasında bu insanların giyimlerine rastlamak müm¬kün oluyor.

Urallar' da Başkurdlarda, müzelerin bir camekanında ya da bugün hala üstlerinde, bir düğünde, bir bayram kutlamasında, bir festivalde eski giysilerle tanışmak müm¬kün olabiliyor.

Tıpkı Altay Dağlarında yapılan El Oyun festivalinde, Altay halkının, tüm adet ve gelenekleri ile, giysilerden, silahlara, at koşum takımlarına, yüksek arabalara kadar, Atlı Göçebe Savaşçı döneme dönmesi gibi. Yüzyıllar önceki hayatlarını, bir kaç günlüğüne de olsa, yeniden yaşadıkları anlar gibi.

" Urallar' da Başkurdlar' da erkek giysileri, İskitli savaşçının giysilerinin anlatıldığı biçimdedir. Bu atlı kavimin erkekleri, gömlek, pantalon, uzun çizme ve yün çoraplar giyerler. Kezeki denilen gömlek, en içtekinin üzerine giyilir. Kezeki, hakim yakalıdır, yarım kollu olabilir, önde ortadan 5-6 düğmelidir. Üzerlerine, Tire Tun ve Sekmen denilen kalın gocuklar giymişlerdir ve bunlarda mutlaka kürk kullanılmıştır. Başlarında kürk başlıkları vardır.

Bu karlı ve çok soğuk ülkelerde, kadınlı erkekli tüm insanlar, kendilerini yünler ve kürklerle korumaktadırlar. Kürk çoğu kez gocuk olarak kullanılmakta ancak pek çok giyside de şeritler halinde ve süs olarak mutlaka görülmektedir.

Erkeklerde ve kadınlarda giysilerin biçimleri genel çizgileri ile eskiye bağlı olarak kalmıştır. Giysilerde, kürk ve keçeden başka, kaba keten bezi kullanılmış ve bu kaba bezden sadece gömlek değil, kaftan da dikmişlerdir.

Kış aylarmda, kadın ve erkek ancak başlıklarından ayrılabilir. Giyim tarzları dış giyim olarak aynıdır. Tun denilen gocuk, beyaz koyun postundan dikilmiştir. Bu gocuk uzundur ve yakası yoktur. Tun' ların önleri genelde sağ tarafa kapanmış, bazen bir düğmesi olmuş, ya da hiç olmamıştır. Erkekler bu gocuğun beline kalın deri kemer takmışlar ve tunun önünü de bu şekilde kapamışlardır.

Gene hem erkek hem de kadın, dış giysisi olarak kullanılan sekmen ise, Rus kaf¬tanı biçimindedir. Çuhadan dikilmiştir. Bu gocuğun önünde de tutturmalığı yoktur. Bellerine kemer takılmıştır. Bunlar, kadınlarda beyaz, erkeklerde ise kahverengi olarak yapılmışlardır. Bu gocukların üzerine, yaka çevresini aşağıya kadar dolaşan bir şerit dikilmiştir.

" Batı ve kuzey batıda SIBA denilen ve kaftana benzeyen bir giysi giyilmektedir ve bu, Fin'lerin Şabur denilen giysisinin hemen hemen aynısıdır. Siba, dize kadar kısa, beli dar ve ketenden dikilmiş bir kaftandır. Erkeklerin sıbası beyazdır ve üzerinde dar bir siyah şerit vardır. Kadınların sıbası ise mavi renkli ve beyaz şeritlidir. Bu giysi, at üzerinde ve dışarıda giyilir. Yakası çok dar olup, önü sol tarafa doğru kapanmıştır ve bir-iki düğme ile iliklenmiştir.

İskit' lerinde bu tür giysiler giydikleri, at üzerindeki İskit savaşçı tasvirleri incelendiğinde iyice anlaşılmaktadır."

"Orta-Asya cüppeleri, sekmen gibi, uzunca, düz arkalı, devrik yakalı ve önü her iki yana kapanacak şekilde serbest duran giysilerdir ve bunlarla kemer kullanılmamıştır. Kamzul denilen ve pamuklu, astarlı olan bir giysi, yine erkek ve kadınların birlikte giydikleri bir türdür. Kamzul kısadır. Dizin üstüne kadar gelir ve kolsuzdur. Kamzulun üstüne, ondan biraz daha uzun olan, kollu Bişmet giyilir ve altına uzun çizmeler giyilerek, kıvrak ve rahat bir giyim şekli elde edilir.

Erkekler ve kadınlar aynı cins pantalonlar giymişlerdir. Çuha tipindeki bu pantalonlar, çizmelerin içine sokulmuşlar, çizme içine de çuha veya yünden yapılmış çoraplar giyilmiştir. İnce deriden yapılmış çizmelerden başka, birde çuhadan ya¬pılmış, dize kadar çıkan ve yukarıda bağlanabilen çizme gibi pabuçları vardır.

Soğuk iklimde yaşayan bu insanların astragan ve kürkten yapılmış, belleri kayışlı Tun denilen gocukları da vardı. Çok eski dönemlerde giyilen ve Yılkı Tun denilen at derisinden dikilip, kürk kısmı dışarıya çevrilen giysi, tek başına giyildiği gi¬bi, gocuk üstünede giyilmekteydi. Bu giysi, onları nemden koruyordu.

Yargak denilen kaftan türü bir giysi, at, tay veya geyik derisinden dikilmekteydi ve kürklü tarafı yine dışarı dönük olarak kullanılıyordu. Bunlar çok eski tarz giysilerdi.

Kürkler dizlere kadar iniyordu ve içleri çuha gibi bir kumaşla kaplanıyordu. Bellerine mutlaka kayış takıyorlardı. Bu kürkler: koyun postu, kurt, tilki ve lutr dan dikilmişlerdi. Soğuk ve karlı doğada, at üzerindeki bu kavimleri ancak bu tarz giysiler koruyabilirdi.

Orta-Asya' da kullanılan gocuk, cüppe ve kürklerde, vatka kullanılarak, omuzlar yükseltiliyordu. Altaylarda' ki büyük kutlamalarda, bayramlarda bu tarz giysilere yenilerde yapılmış olsalar dahi bütün ihtişamı ile rastlanmaktadır.

Düz elbiselerin hepsi, uzun, düz ve astarsızdır. Önleri her iki tarafa kapanabilir hepsi de kemerle kullanılırlar. Bişmet, Kezeki ve Kamzul gibi dış giyimler, kısadır astarlı ve düğmelidir. Yarı kaftan türü olan Bişmet, bele oturur, önü sol yana kapanır, uzun kolludur, dizin biraz altına kadardır, kemerle kullanılır. Bozkır erkeğinin en çok kullandığı giysi türü budur. Üzerine, kürk gocuk alındığı zaman, at üstünde, müthiş hareket imkanı veren, rahat bir giysi türüdür.

Bişmet ve içteki keten gömlek üzerine, Kezeki denilen yelek giyilmektedir.

Kamzul ise kısa ve dar bir yelektir ve kolsuzdur. Sol tarafa kapanır ve düğmelidir. Dik yakalı olanları, yakasız olanları, hepsi çok giyilmiştir. Gömlek üstüne veya tek başına giyilebilir.

Bütün bu kavimlerde, erkek GÖMLEKLERİ çok özel bir yere sahiptir. Tunik şeklin¬de yapılmış olan bu gömleklerin omuzlarında dikiş olmamıştır. Tek parça olarak biçilen bu gömleklerin boyları uzundur, uzun ve bol kolları vardır.Yaka yapılma¬mış, boyun için bir kesik yapılmıştır. At üzerinde kılıç kullanan, yay kullanan, atı giderken geriye dönüp ok atan bu savaşçıların, vücutlarinin üst kısımlarının ve kollarının çok rahat hareket edebilmesi için dizayn edilmiş bu gömlekler çok özeldirler. Kolu gerecek, rahatsız edecek bir tek şey dahi yoktur.

Kol çok boldur, dikiş dahi yoktur ki omuz rahatsız olmasın diye. Gömleğin boyu uzun olduğu için de hareketler daha rahatlamıştır. Gömleğin yakasını da bir ilmiğe geçirilmiş bağlar tutmaktadır.

Bozkır erkeklerinin başlıkları da çok özeldir. Mevsimlere göre giyilen bu baş¬lıklar, onların başlarını, boyun ve enselerini koruyacak şekilde tasarlanmıştır.

Bürk denilen ve içi siyah çuha ile kaplanmış olan yuvarlak, kürk şapka, genelde astragandan dikilip, kunduz veya tilki küründen şeritlerle süslenmiştir. Bu şapka kış ve yaz giyilebilen bir şekildedir.

Sadece kışın giyilen, tilkinin ayak derisiyle yapılan, yassı ve silindirik şapka yukarıya doğru biraz genişler. Bu şapkada da astragan kullanılmıştır.

Bozkır kavimlerinin kadın ve erkek giydikleri, yukarıya doğru sivrilen veya ge¬nişleyen bu yüksek başlıkları, tarih içinde uzun yolculuklara çıkmışlardır.

Bir başka başlık:tepesi kesilmiş, koni şeklinde, kenarı kaldırılmış veya tama¬men düşer şekilde yapılmış keçe şapkalardır.

"Ancak en ilginç şapka, Kolaksın denilen, yukarıya doğru çok fazla sivrilmeyen, çuhadan dikilmiş, yanlarda kulakların üzerini ve arkada ensenin tamamını kapata¬cak şekilde kanatlı olarak yapılmış, iç kısmına kürk de geçirilebilen bir şapka¬dır. Bu tür şapkaya, Urallarda, Orta-Asya' nın hemen her yerinde ve özellikle Altaylar' da çok fazla rastlanılmaktadır. Kurganlardan çıkan, giysilerin bozulmadığı SAVAŞÇI PRENSES' e ait cesedin başlığıda bu şekilde bir Kolaksın tipinde başlıktı Kolaksın, keçeden veya koyun, tilki kürkünden dikilebiliyordu.

Bazen keçeden dikilen Kolaksın' ın yüksekliği piramidal bir şekil almakta ve keçenin altı kırmızı kumaş veya kürkle astarlanmaktaydı. Soylular, başlığın dış tarafına dikine bir şerit dikmişler veya demir, gümüş küçük objelerle süslemişlerdir. Savaşçı Prenses' e ait başlık tıpkı bu şekildedir ve üzerinde pek çok metal süs vardır.

Bozkırlarda kışın kar fırtınalarında, çok koruyucu özelliğe sahip bir başlıktır.

Kolaksın' ın yazın giyilen türüne Kölepere denilmiştir. Bu, beyaz çuhadan ve astarsız olarak yapılmış bir şapkadır. Üzerine kırmızı çuha veya kumaş şerit ile zırh yapılmıştır.

Bozkır kavimleri, çok çetin kış aylarında, sadece baş parmağı olan, kürk eldivenler giymişlerdir.

Urallar' da yaşayanların, bugün Kaptırga dedikleri 2-3cm. genişliğindeki deri ke¬merler, tokalıdır lar. Kemerin üzeri, gümüş plakalar çakılarak süslenmiştir.

Bu kemerler, bıçak ve bileği aşabilecek şekilde yapılmıştır. Orta-Asya' da üzeri gümüş plakalar ve yarı değerli taşlarla bezenmiş, uzun keçe kemerlerde kullanılmıştır.

İskit' ler, deri kemerlerine, birer metal kupa asmışlardır. Traklar, kemerlerinden balta ve bıçağı hiç eksik etmemişlerdir.

Uzun deri çizme lerin tabanlarına Doğu Altaylar' da, 5. Pazırık Kurganından çıkarılan bir Keçe-Kilim üzerindeki "At üstündeki Savaşçı İskit" tasvirinde, o dönemin giyim kuşamı hakkında çok net bil¬gilere sahip olmaktayız. Dize kadar uzanan ve bacağı saran deri çizmesi, dar ve çizmenin içine sokulmuş pantalonu, bele oturan uzun kollu, dize kadar uzanan Bişmet ve tay derisinden pelerini, astragan' dan yapılmış siyah kürk başlığı ile, süslü koşum takımları olan atının üzerinde ki savaşçıyı açık bir şekilde izlemek mümkün olmaktadır.

AT ÜZERİNDEKİ TRAK SAVAŞÇISI TASVİRİ

BULGAR Arkeolog KİTOV’un yaptığı Tümülüs kazılarından birinde ele geçirilen ‘’ GÜMÜŞ VE ALTINDANyapılmış Koşum bezemesinde, Mızrak, Yay ve Kılıç kuşanmış olan Trak Savaşçısı’nı at üzerinde’’ gösteren kabartma pano üzerindeki Trak Savaşçısı, dizlerinin üst kısmına kadar yükselen, dar ,deri çizmeler giymektedir. Savaşçının üstünde, balık pulu deseninde örülmüş metal zırhı, başında ise uzun saçlarının üzerine giydiği miğferi bululunmaktadır. Savaşçının küçük bir sakalı ve bıyıkları vardır.( Loveç Ulusal Tarih Müzesi) Savaşçının , zırhının üzerine giydiği pelerini ise uçuşmaktadır.

Bu Trak Savaşçısı ile İskit Savaşçısının vede Issık Kurganında bulunan Altın Adam olarak adlandırılan Savaşçının Tamamen altından yapılmış olan Savaş Giysilerinin : Çizmeleri, dizlikleri, ÖRGÜ ZIRHI, Miğferi ve tüm Silahlarının; Her üç örnekte AYNI OLDUĞU görülmektedir. AYNI SOY AĞACININ YAKIN AKRABA OLAN ,SAVAŞÇI KAVİMLERİNİN, kültür ve yaşam birlikteliği, her türlü giyimlerinde dahi rahatlıkla izlenebilmektedir. Daha sonraki bir KELT SAVAŞÇISININ SAVAŞ KIYAFETİ’de diğerleriyle aynı özellikleri taşımaktadır.

KADINLARIN GİYİMLERİ

Bozkır kadınlarının hepsi kürk giymezler. Lutr, su samuru ve astragan kürkleri, soylu kabul edilen kadınlar giymektedirler.

Kürk ile aynı uzunlukta olan Sekmen' ler, kadınların giydikleri, çuhadan yapılmış olan dış giysilerdir. Yaka çevrelerine renkli yün şeritlerle süsler yapılan sek¬menleri gençler giymişlerdir. Yaşlı kadınlar giysilerinde süs kullanmamışlardır.

Cüppe şeklinde giyilen bir diğer giysi Yelen' dir. Yelenlerin boyun çevrelerine ve göğüs kısımlarına, etek ve kol kenarlarına sırma ile,gümüş plakalarla süslemeler yapılırdı.

Kadınlar, erkeklerin bişmet' leri gibi, bele oturan üst giysileride giymişlerdir. Kadınların giydikleri yeleklerle, erkeklerin giydikleri arasında pek fark yoktur. Kadınlara ait Kamzul'ların etekleri daha kısa olmuştur.

Kadınların giydikleri gömlekler birkaç türlüdür. En çok giyileni, tunik biçiminde tek parçalı olan gömleklerdir. Bunların yakalarının öndeki kesikleri çevresine renkli şeritler ve gümüş paralar dikilmiştir.

Bazen de kısa ve dik yaka, sağ taraftaki kopça ile kapatılmıştır. Bir diğer göm¬lek türünde, eteğe fırfırlar dikilmiş, gömlek kesiği etrafına gümüş paralar dikil¬miştir.

Kadınların en önemli iç giysileri, gömlek yakasının kesiğini de kapatan, göğüslük¬lerdir. Dört köşe olan kumaş parçasının alt ve üst köşelerine bağcıklar dikilmiş, üstteki bağcıklar, boyuna arkadan bağlanmıştır. Alttaki bağcıklar ise alttan, bele bağlanmıştır. Bu göğüslüklerin bazılarının üzerleri şeritler ve gümüş plakalarla süslenmiştir. Yağa denilen bir göğüs süsünde, gümüş ve mercan süsleme bir arada kullanılmıştır.

Bozkır kadını, genelde ördüğü saçını metal süslerle süslemiştir. KELEPÜŞ denilen, uzun ve geniş kuyruklu, miğferi de andıran başlığın üzeri gümüş levhacıklar ve paralarla süslenmiştir.

KAŞMAU ise,omuzlukları olan bir başlıktır

Kaşmau’ nun üzeri çeşitli metal süsler, gümüş levhalar ve şeritler ile süslenmiş olabiliyordu. Başın iki yanında ve ensede uzun olarak kanatları vardı.

Yaşlı kadınlar, üzerlerinde şerit süslerin bulunduğu kürk başlıklar giyerlerdi. Aslında Bozkır kültürü, ufak farklılıklarla bir bütündür. Tissagetlerin giysileri ile ilgili verilere erişememiş olabiliriz ancak, Sauromatlar, İskitler, Başkurd' lar hakkında bilgilerimiz vardır. Ya da Hunlar' ın erkek gömlekleri ile, Başkurdlar' ın gömleklerinin biçimleri aynıdır. Ucu sivri başlıklar bütün bu kültürlerde vardır. Başkurdların giysileri ile İskit giysileri çok benzerler. Bana göre aslında herbiri Altaylar' daki giysilere benzemektedirler.

Herodot, İskitlerle Traklar aynı kavimdir der. Bütün atlı savaşçılar, ince tay derisinden çizmeler giyerler, uzun keçe çoraplı ve yumuşak tabanlı, içlerine ot koyarak giydikleri hafif çizmeleri hepsinde aynıdır. Kadınların süslü göğüslükleri Başkurdlar’ da ve Altaylar' da aynıdır.

Kadınlar da savaşırlar. Bozkır kültüründe, arabalarda yaşarlar, hızlı hareket etmeye mecburdurlar. İskit kadınlarının savaştıklarını biliyoruz. Bu zor ve hareketli yaşam tarzına uygun olarak kadınlar, giysilerinin altına göğüs sargısı sararlar. Kadın ve erkek, dış giyimleri genelde aynıdır.

Bozkır kadını da erkeği ile birlikte aynı çetin doğa koşullarında yaşam savaşı verdiğine göre, giysilerinin farklı olmasını gerektiren şartlar çok sınırlıdır.