Savaşçı Kavimlerde Davul
"SAVAŞÇI KAVİM ÇALINAN DAVULLARLA BERABER SAVAŞ ALANINA YAKLAŞIYORDU VE DAVULLARA VURULAN TEK BİR TOKMAK DARBESİ BİR KİLOMETRE UZAKTAN DUYULMAKTAYDI...."
DAVUL VE DAVULUN KUTSAL TAPIMLARDAKİ YERİ
Orta Asya ve Sibirya Şamanlarının en önemli gereçleri davuldu. Çok eski çağlar¬dan beri Şamanlar, kötü ruhları kovmak ve iyi ruhlarla temas kurup, sesini, yaka¬rışını tanrılara duyurmak için, bilinen biçimdeki davuldan çok çok büyük bir tefe benzeyen davullarını kullanırlardı. Şamanlar, davullarının, kutsal kayın ve sedir ağacından yapılmasına dikkat ederlerdi. Davul yapılacak ağaç, obadan uzak biryerlerde yetişmiş, insan ve hayvan dokunmamış olmalıydı. Davul derisinin en makbul olanı, kutsal sayılan geyiklerin derisinden yapılırdı
Davulun biçimi genelde, yuvarlak, bazende elips şeklinde olurdu. Şamanın davulu yapılıp bittikten sonra, ardıç ağacı yakılarak tütsülenir ve ruh¬lara saçı olarak şaraplar serpilirdi. Davulun derisi değiştirilebilir ancak ağaç ve demir kısmı hiçbir zaman değiştirilemezdi.
Şamanın ölümünden sonra davul, ormana götürülüp parçalanırdı. Ölen şamanın vasiyeti üzerine evine yeni bir davul yaptırılıp asılırdı.
Davulun tokmağı da özel olarak ya kayın ağacından, ya da geyik boynuzundan yapı¬lırdı. Şamanın iki davulu olurdu, birini ayinlerde çalar, diğeri evde dururdu. Şaman elindeki davulun, kutsal bir yay olduğuna ve tokmakla vurdukça da bu yay ile ok attığına inanırdı, Samoyed' ler davula, yay ağacı derlerdi ve onlara göre davul yay ağacından başka birşey değildi.
Ayinlerde Şamanın ruhu davuluna binerek, biryerden başka yere giderdi. Davul at, kayık, kuş ve zor köprüyü geçmek için de Gök Köprüsü olurdu.
Davulların üzerinde: at, geyik, güneş, yıldız ve ay resimleri olurdu. Bu resimler, şamanın ilişki içinde olduğu varlıklara aitti. Davuluna her vuruşunda onlara seslenmiş oluyor ve onlarla haberleşmeye başladığına da inanıyordu. Buryatlarda, at derisi ile kaplı olan bir davul, hayvanın kendisini sembolize etmektedir. Davulun tokmağı, Altaylarda, "kırbaç" adını alır. Macar Şamanının özelliği mucizevi hızıdır. Şamanların uçuşları, at koşturmaları, mistik yolculukları¬nın sembolik ifadeleridir. Şamanın bu hızlı yolculukları sırasında, çaldığı davulu oldukça hızlı tempoludur, döner, durur, çok hızlı döndüğü sırada, aynı hızla çalmaya devam eder. Sürekli davul sesi ile aşırı bir zihinsel yoğunlaşma meydana gelmektedir. Bu davul sesi müzikal bir büyü meydana getirmektedir.
Davul, savaşlarda, kurban törenlerinde, mevsimsel şenliklerde, cenaze törenlerin¬de, düğünlerde ve kozmik olaylar sırasında, bütün kültürlerde kullanılmış bir alettir. Savaşlarda, muntazam aralıklarla çalınan davul, asker üzerinde zihinsel yoğunlaşma meydana getirir ve genelde güçsüz tarafın moralini bozucu etki yapar.
Törenlerde ve cenazelerde ağır ritmi ile olaya derinlik katmaktadır. Davul çalınarak yapılan, Askeri Erginleme Töreni olağanüstü bir etki kazan¬maktadır. Davul çalınırken yapılan bir zor köprü töreninin, yapan ve seyredenler üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır.
‘’ISTRANCALARDA ESKİ KÖY’de sabah erkenden başlayan davul sesleri gece yarısına kadar devam etti. Kına günü ve esas düğün olmak üzere davullar sadece geceleri 8-9 saat çaldılar. Yaşlıların anlattığına göre çok eskilerde davullar sabaha kadar çalınırmış ve genç kadınlar, genç erkekler, o çok hızlı Makedon ritmi müzikle beraber, halka halinde yaptıkları danslarını sabaha kadar sürdürürlermiş.
" Artık davullar gece yarısından sonra çalınmıyor, davul çaldırmak para demek, zaten arsa satıp yapabilmişler düğünü. Yinede sabahtan gece yarısına kadar çalan davullar, insanı.çok etkiliyor.
Düğünde iki davulcu oluyor çoğu kez. Makedon müziği ritmiyle, çok hızlı çaldığı davulu, sanki tef çalıyormuş gibi o kadar rahat kaldırıyorki havalara, davulcu¬lar da hem çalıyor hem oynuyorlar. Arada bir on-onbeş dakika ara veriyorlar, belki birşey içiyorlar, sonra haydi yine başlıyor. Sanki kendilerinden geçiyorlar, ben hiç bu tarz davul çalındığını görmedim.
Trakya, Balkanlar, Bulgaristan, Romanya, İskandinav ü1keleri, Orta Asya, insanlar aynı amaçlarla binlerce yıldır çalıyorlar bu davulları......."
Davul ve Dans olguları ise binlerce yıldan beri çok geniş bir coğrafyada önemini korumuş. Davul çok eski dönemlerden beri Asya ve Ön Asya' da ve bu kültürlerin uzandığı bütün coğrafyalarda, her türlü, ritüe1, kıırban ve cenaze törenlerinde, savaş sırasında, savaşlarla ilgili bütün törenlerde, bayramlarda, kutla¬malarda ve Şamani törenlerde ve Doğa olayları karşısında kullanılmıştır.Özellikle Megalitik Kültüre sahip SAVAŞÇI KAVİMLERDE DAVUL SESİ’nin GÜCÜ, beraberinde TANRISAL SES kavramını getirmiştir.
Dini danslar, belir1i kalıplar içerisinde ve davul eşliğinde yapılmışlardır. Bu danslar ağırdan başlayarak, gittikçe hızlanan bir tempo kazanırlar. Ancak, dini olmayan halk dansları da aynı kaide içinde belirli ritmlerin birbirlerini izlemeleri ile yapılmaktadır. Bütün halk dans1arı, belirli kalıplara sahiptirler ve bu danslara ruh veren, idare eden yine davuldur.İRLANDA- BALKANLAR- TRAKYA-FRİGYA – KAFKASYA KÜLTÜRLERİ ve BERİNG BOĞAZI ÖTESİNDE Kİ KIZILDERİLİ KÜLTÜRLERİ gene binlerce yıl, ortak kültürlerinin sesi olan Davul’a, sahip çıkmışlardır.
Gerek Orta-Asya ve A1taylarda, gerek Ura1larda, Kafkaslarda, Balkanlarda, Kuzey Ülkelerinde, İRLANDA ve özellikle Trakya' da danslar, önce ağır bir tempo ile başlar ve sonra giderek artan coşkulu bir tempo hakim olur.
Tunguz, Yukaghir ve Yakutlar' da, Kafkaslarda yavaş başlayıp, coşkulu bir tempoya ulaşan ve halka olunarak yapılan dansın , adımlardaki düzenin, aynı şekilde İRLANDA’ da, Balkanlarda ve Trakya’da yapılıyor olması tesadüfi değildir. Bu, onların müşterek kültürlerinin bir parçasıdır ve yaşamlarında çok önemli bir yer tutmaktadır.BU AYNI SOY AĞACINA SAHİP KAVİMLERİN ,ASIL KÖKENLERİ VE GEÇMİŞLERİ İLE OLAN BAĞLANTILARININ ÖNEMLİ VE ÖZEL BİR GÖSTERGESİDİR.
Trakya ve Anadolu' nun din dışı danslarında davulun rolü ve hayvanların yaşam¬larını konu alan dans1ar, Şamani motiflerdir. Davu1, şamanın en önemli aracıdır ve onunla dans eder.|Davul vecd haline geçmek için gerekli bir araçtır.
'Şaman, çağırdığı ruhları davulunun içine doldurduğuna inanır. Gökyüzü ve yer altına yaptığı yolculuğunun katlarını davulunun vuruşları ile belirgin hale getirir. Davuluna vuruşları ile yaptığı işleri anlatır. Kızgınlığı, telaşlanması, koşması, korkması veya hüzünlenmesi bu vuruşlarda ruh bulur.
Şaman, davulunu, kozmik ağacın gövdesinden yaparak, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki haberleşmeyi gerçekleştirdiğine inanır. Kutsal ağaçtan yapılan davul da KUTSALDIR; Ancak, unutulmaması gereken çok mühim bir nokta vardır. Bu Savaşçı ve Atlı büyük kavimlerin tümü, Doğa' ya ve Tüm Göksel olgulara inanır ve onlara saygı duyarlar.
Tanrıları ve Kutsal Ruhlar' ı ile temas kurmaları, onlarla bütünleşebilmeleri için bir aracıya asla ihtiyaçları olmamıştır. Şaman (Kam), ancak dinsel törenleri yöneten bir din adamıdır, hepsi bu....
"..Kuzey Kutup Bölgesinin, Sibirya' nın ve Asya Halklarının ne ideolojileri, ne mitolojileri ne de dinsel törenleri Şamanların yaratmış oldukları olgular değildir.
Bütün bu olgular Şamanizmden daha önce ya da en azından ona paralel bir zamandandır. Bu inançlar genel dini inançların ürünleridir. Ayrıcalıklı bir varoluşun ya da vecd durumunun sonucu değillerdir." M.Eliade
Altayların, halka şeklinde bir araya gelip, kadınlı, erkekli yapılan coşkulu dansını, Trakya'da her yerde izlemeniz mümkündür. Ben bu dansı, Istrancalar' da Eski Köy’ de izledim. Davulcunun, davulunu 24 saat boyunca çaldığını gördüm ve sonsuz saygı duydum. Onun o kocaman davulu, havaya kaldırıp, sanki çok hafif bir şey taşıyormuş edasıyla, dans edenlerin oluşturduğu halkanın orta yerinde, hem çalıp hem dans et¬mesini hayranlıkla izledim. Davulu ile dans edenlere ritm verişindeki ruhu hissettim. Dans edenlerin ayak hareketlerinin hızını sanki takip edemedim. Nasıl bir ritmdi bu, ne garip bir hızdı.
Trakyalıların bu danslarında, rüzgarla yarışan atlarıyla TRAKLAR’ın ruhlarını izledim, geleneklerin yok olmadığını, kültürlerin kolay kolay yok olamıyacağını o dansları izledikten sonra iyice anladım.
Kuzey-Kafkasya' da yaşayan, Oset-Alanlar' ın yaşadığı dönemde yaratılan Nart Des¬tanı, bozkır insanının hayatını, kahramanlıklarını aktarır ve bunu yaparken şölen¬lerden , eğlence ve danslardan bahseder. Düğün törenleri, büyük bir coşku ile anlatılmaktadır. Bütün Orta-Asya, Altay ve Kuzey halkları için kutsal olan geyik eti yenilir bu şölenlerde. Nartların en iyi dansçısı Sozrıko' dan çok söz edilmektedir
"...Ateşli Sozrıko başladı dansa
Coşkun gülümseyişle gururlanarak.
Ayağındaki jengoylarıyla atladı masaya
Parmakları ucunda kalkarak başladı oynamaya.
Halk izliyordu dansı hayran hayran.
Gözler kamaşıyordu çevik hareketlerden. " (Kazım Taşkent Kİ.Yap.Nartlar,30)
Nartların sevilen dansları "Şimd" dir. Bu dans bütün bu bölgede sevilerek yapılmaktadır ancak bazı bölgesel farklılıklar da içermektedir.
Balkanlarda, Trakya’ da oynanan danslar da, halka olunarak ve erkekli kadınlı, yapılmakta ve yavaştan başlayan ritm, davulun yönlendirmesiyle gittikçe hızlanmaktadır. Dans edenler, arada şarkı da söylemektedirler. Bugün dahi düğün ve bayram eğlencelerinde yapılan bu danslar, sanki bir tören yapılıyormuş gibi, itina ve disiplin içererek, başlı başına görsel bir şölen sunmaktadırlar.
....Halka olup başladılar Şimd oynamaya
Tüm çevreyi türkü sesleri sardı.
Zemin sarsıldı ayakları altında.
Dansa, müziğe ve şarkılara duyulan bu tutkuyla, savaşçı karakterin birleşimi bü¬tün bu savaşçı kavimlerin karakteristik özellikleridir ve aynı özellik, Balkanlar¬da Trak kavimlerinin de özellikleri olmuştur.
Bu kavimlerin olağanüstü canlılığı bu danslarda kendisini bir kere daha ortaya koyma fırsatı bulmuştur.
Savaşçı, atlı göçebe kavimlerin, yaşam biçimleri olan hareketlilik, bu görsel olay¬da, en ağır mizaçlı insanları dahi etkisi altına alabilecek güce erişmektedir.
Düğün törenlerinden önce, Nart kahramanları, kutsal adak yerlerine giderek, dua ederlerdi :
.....Pınar suyuyla temizlenerek
Yumuşak ipeklere büründüler.
Kutsal Adak yerine varınca
Bir ağızdan duaya başladılar
Birden gökyüzü açılıverdi önlerinde.
"....Yürekleri sevinç dolu, Nartları çağırdılar.
Toy aralıksız sürdü tam yedi gün yedi gece.
Halka olup Şimd oynadılar ustaca, kayar gibi..."
...Halka olup Şimd oynadılar hep birlikte.
Yer sarsılıyordu ayak vuruşlarından.
Uçurumun üstündeki kayalar kopacaktı neredeyse
Güneş batmış, hava da kararmıştı.
Oyunlar sona ermiş, danslar durmuştu. "
‘’….yer sarsılıyordu Ayak Vuruşlarından..’’ İRLANDA HALK DANSLARI’da bizlere aynı yorumu yaptırıyor. Bakıyoruz BALKAN HALK DANSLARI ardındanda aynı yorumu yapıyoruz.
Tamamı İSKİT ÜLKESİ olan BİZİM KARADENİZ BÖLGEMİZİN DANSLARI’NIN da aynı yorumları getirdiği bir gerçek.
Kökenleri, Ataları, Kültürleri aynı olan ve Soğuk İklimler halklarından bahsediyoruz. SOĞUK İKLİM daha DİNAMİK İNSANLAR yaratır. ONLAR, aynı ritm ile dans ederler,Davul, Tulum(gayda) eşlik eder onlara…..