Istrancalar Ve Dupnisa Mağarası

Her defasında başka bir yol güzergahı deneyerek gittik Dupnisa’ya, amacım  o eşsiz güzellikteki koyu yeşil cennetin, ISTRANCALAR’ın  havasını daha fazla koklayabilmek ve mümkün olduğunca daha  fazla yönlerini keşfedebilmek…

Yol , ormanlık bölgeye girdiği andan  itibaren, içine girdiğimiz o muhteşem  ormanın  güzelliklerini KARELER İÇİNE  alabilmek için  defalarca arabadan inmem gerekiyor.

Her bölgede başka başka özellikler kazanarak çevremizi kuşatıyor uçsuz bucaksız MEŞE ORMANLARI.  KUTSAL MEŞE AĞAÇLARI arasında zaman zaman MEGALİTLER’i  görüyorsunuz ait oldukları Doğa’nın içindeler. Görsel bir şölen yaşıyorum. Sonbaharın başında yapraklarda renk değişimleri başlıyor; hafif sarı ve kızıl tonları , görkemli yeşile karışıyor.

Vize- Pınarhisar – Üsküp – Sarpdere – Dupnisa  ya da  Dupnisa –Demirköy –Poyralı –Vize  güzergahı  veya Dupnisa –Demirköy – Kömürköy – Vize , farketmez hangisi olursa olsun  yol boyu aynı güzelliği katlanarak seyredeceksiniz.

Sarpdere Köyü’ne vardıktan 5-6km. sonra önce orman dokusunun değiştiğini  izleyeceksiniz. Meşe ormanının  karışık orman ‘a dönüşmesini: Kızılağaç, Palamut,Kayın,Meşe ağaçlarının  birlikteliğini, yeşilin,sarının,kızılın yüzlerce tonunun karmaşasını.

Sarpdere’nin güney batısında , anıt ağaçlarla kaplı Yosunlu Vadi  ve  içinden akan dere karşılar sizi. Yağışlı mevsimlerde coşup taşan dere yaz gelince kurur ve siz isterseniz dere yatağından yürüyerek Dupnisa Mağarasının SULU MAĞARA kapısına varabilirsiniz.

Kapıya gelmeden ,tabii kayadan  oluşan  görkemli  Kemer’in altından geçmek gerek.

Bulunduğumuz yer ISTRANCA DAĞLARININ EN YÜKSEK  DAĞI MAHYA DAĞININ( 1031m.) kuzey batı etekleri.

Dupnisa Mağarası biri Aktif yani içinde su akışı olan, diğer ikisi Fosil yani  içinde  su akışı durmuş üç mağaradan oluşmaktadır. Toplam uzunluğu 3200m.dir.

Birbirine bağlı 2 kat ve gelişim özellikleri farklı  bu üç mağara’dan; Sulu Mağara ve Kuru Mağara 2003 yılında ziyarete açılmıştır.

İkinci Katta yer alan Kuru Mağara’nın  girişi, ormanın içindedir, içindeki sarkıt,dikit,sütun ve duvar oluşumları eşsiz güzelliklere sahiptir.

İçinde yer altı deresi ve damlataşları  olan Sulu Mağara’nın sadece 450m. si görülmeğe müsaittir. Çok sıcak yaz günlerinde dahi  mağaranın içi on derecedir. Soğuk ve ıslak bu mağarada yakın zamana kadar binlerce yarasa yaşıyordu.  2004 yılında mağaraya ilk  gittiğimde, Sulu Mağara’dan Kuru Mağara’ya gidene kadar başımızın üzerinde yüzlerce yarasa uçuyordu.  Kuru Mağara’da 3 türlü yarasa olduğunu  duymuştuk. Ancak  mağaranın ziyarete açılıp  ışıklandırılmasıyla bu yarasaların  yaşamlarının  tehlikeye gireceğinden  bahsediyorlardı bilim adamları. 2008 Ağustos  ayında mağaraya son gidişimde  her iki mağarada da yarasaları göremedim.   Yarasalar gündüzleri uyuyan, geceleri avlanan ve kendilerini korumak için mağaralarda yaşamayı seçen çok faydalı kuşlardır.

Bu yıl geçtiğimiz aylarda Dupnisa’ya gidemedim. Önümüzdeki günlerde gidebilirsem  sonucu görebilirim.

2. Jeolojik Zamana ait,180 milyon yıl önce  oluşmuş mermerler içinde gelişen  mağara’nın Sulu Kısmında, sürekli akışa sahip yer altı nehiri ve derinliği 2m. yi bulan göletler, sarkıtlar ve dikitler bulunuyor. Buradan çıkan  su kaynağı, Türk – Bulgar  sınırı olan Rezve Deresi’ni oluşturmaktadır.

Dupnisa’nın Sulu  Mağara girişi  önünde  uzanan Yosunlu Vadi denilen  ormanlık Bölgede ağaçlar arasında yemyeşil  yosunlarla kaplı büyük kayaların, taşların , sıradan taşlar olmadığı, bazı taş gruplarının  özel formlar içerdiği bir gerçektir. Megalitik Kültürlerde pek çok Kutsal Ritüel için gerekli olan  Doğal  Şart, burada mevcuttur. Orman, Akarsu,Kayalık Bölge ve Anıtsal bir Mağara ve biz biliyoruzki bu bölge Trak Boyları’nın  en mahir savaşçılarının ASTAİ’lerin ve TYN’lerin  varlık gösterdikleri  yerler.

Bu bölge ve özellikle Dupnisa ile  Yosunlu Vadi ve Sarpdere’ye kadar devam eden Irmak ve çevresi, TRAKYA’da özellikle Istrancalar ‘da  yer alan KUTSAL ALANLAR  Formuna uymaktadır.

M.Oktar Güloğlu’nun hazırladığı ve ‘’ Dupnisa Mağarası Karanlığın Gizlediği Güzellik ‘’ adıyla Atlas Dergisi’nde 2003 yılından önce yayınlanan Araştırma Yazısı, Yer altı Nehirini, derinliği 2m. yi geçen Göletleri, Tehlike dolu geçişleri bizlere ayrıntılı olarak anlatıyor. Ben bu yazıya ait bir krokiden yararlandım.

Dupnisa’da Yarasaları   inceleyen, Orman’da ki örümcek türlerini  tesbit eden Bulgar Araştırmacılara rastlamak ,onları seyretmek de hoş anılar olarak kaldı.  Doğa için birşeyler yapıyor olmak çok güzel .

YOSUNLU VADİ’de ,muhteşem Doğa’nın içinde,ahşap banklara oturup koyu bir ÇAY’I yudumlamak , o anları yaşamak bence  Allahın bir lutfu. Dupnisa’nın emektar Bekçileri Muharrem Obur ve Nazmi Oğurcan, artık bizim dostlarımız, neredeyse  altı yıl bitiyor. Doğa’yı beklemek çok anlamlı ve onurlu bir görev. Istrancalar güzeldir,insana çok yüce duygular yaşatır ancak ISTRANCALAR’da RÜZGAR ve FIRTINA AMAN VERMEZ.,Zor iştir Istrancaları , Dupnisa’yı beklemek……

 

Fotoğraf galerisi için tıklayınız...