Kırklareli'nin Trakyadaki Konumu

Trakya' nın kuzey kesiminde, Karadeniz ve Bulgaristan sınırından Ergene havzasının ortasına kadar uzanan il sınırı içinde, 7 ilçe, 9 bucak ve 186 köy içeren Kırklareli toprakları, jeolojik yapısı ve yüzey şekilleri bakımından, farklı iki büyük bi­rimden oluşmaktadır.  Kuzeyinde, Karadeniz kıyısı boyunca uzanan, Kuzey-Batı ve Gü­ney-Doğu doğrultusunda uzanan Istranca  dağları, geniş orman örtüsü, derin yarılmış vadileri, aşılması zor, muhteşem güzellikte, doğanın tüm güzelliklerini taşıyan bu görkemli sıradağlar uzanmaktadır. Bu dağlar, geçim olanakları kıt bir bölge oluşturur. Orta kesimlerinde, 1031m. yükseklikteki Mahya Dağı yer almaktadır.

Bu dağları, ulaşabildiğim pek çok yerlerini, yakından görerek tanımış olmam bence büyük bir ayrıcalık.

Bu dağların yapısı, Birinci Zamanın Billurlu Şistleri, Granit gibi billurlu Kayaçlardan meydana gelmektedir. Karadeniz Kıyısında, ikinci zaman killi-kireçli katmanlarıyla birlikte, yer yer volkanik kayaçlar da görülmektedir.

Ergene Havzası kenarında, üçüncü zamana ait kireç taşları, oldukça dik bir yamaç meydana getirmektedir. Bu yamacın eteğinde yer alan suyu bol kaynaklar, Kırklareli, Vize, Pınarhisar gibi yerleşim yerlerinin de buralarda kurulmasına sebep olmuştur.

Dağların güney eteklerini, Ergene havzasına doğru meyillenmiş, Eosen kireç taş­ları ve kırıntılı kayaçlardan meydana gelen Neojen katmanlarından oluşan bir kuşak çevirir. Bu kuşağın güneyinde Ergene Havzası bölümü başlar. Burada yer şekilleri havza ortasına doğru hafifçe meyillenmiş Miyosen ve Pliyosen çökelti­lerinden oluşan, tabanları alüviyonlarla kaplı paralel vadilerle yarılmış, geniş düzlüklerden meydana gelir. Istrancalardan inen, Ova, Teke, Şeytan ve Poyralı akarsuları, havzanın ortasında bir yol izleyen Ergene Irmağı ile birleşirler.

Ergene burada yer yer bataklık ve taşkın alanlarla kaplı geniş bir yatak için de akar.  Kırklareli' nin, yüzey şekilleri bakımından farklı olan bu iki bölgesinde iklim koşullarıda farklıdır. Dağların güneyinde oldukça belirgin bir kara iklimi hakimdir. Kışlar çok soğuk ve karlı geçer. Dağ yolları karlarla kapandığı için köylerle bağlantı kesilir. Dağların eteklerinde orta derecede olan yağış, havzanın ortasına doğru giderek azalır. Etek kuşağında çoğunlukla meşe ağaçlarından oluşan korular güneye gidildikçe seyrekleşir ve tahriplerinde etkisiyle    yerini bozkır görünümündeki alanlara bırakır. Bu bölgede en yağışlı mevsim kıştır. Dağlık alanda ve Karadeniz kıyılarında, denizin etkisi ile yağmur şeklindeki yağış, ençok sonbaharda düşer. Demirköy ve İğneada çok yağış alırlar. Bu sebeplerden dağla­rın Demirköy kesimindeki kısımlarında orman örtüsü görülmeğe değecek kadar muhte­şemdir.

Bu bölümde ormanlarda meşe hakimdir ancak; kayın, gürgen, kestane, ıhlamur gibi nem seven türlerle kaplı orman örtüleri, meşe ormanları kadar görkemlidirler.

Bu dağlarda yeşilin her tonu ve en güzeli, ormanlarla sizleri kuşatırlar.

Istranca dağlarının güney eteklerini izleyerek, Edirne' yi İstanbul' a bağlayan tarihi yolun, Istranca dağlarını aşarak Demirköy üzerinden Bulgaristan' ın Karadeniz kıyılarındaki büyük merkezlerine uzanan yol ile birleştiği yerde bulunan Kırklareli’ nin stratejik bakımdan önemli bir konumu vardır.

AHMETÇE KUTSAL MEGALİTİK MERKEZİ

Son derece zengin Megalitik merkezlere, Kaya oluşumları ve Kaya Barınaklarına sahip olan Kırklareli Bölgesinin, Görkemli ve yoğun Megalitik anıtlar içeren merkezlerinden biri olan Ahmetçe Megalitik Kutsal alanı, Vize-Kırklareli-Karakoç yol güzergahı üzerinde ve Kırklareli' ne yaklaşık 20-30 dakika mesafede ve karayolunun sağ ve solunda yer almaktadır.

Ahmetçe Köyü sınırları içinden başlayan Megalitik merkez, kuzey yönünde yükselen hafif eğimli bir tepeye doğru genişleyen bir yelpaze konumundadır.

Kuzey yönünde devam eden karayolunun sağında, Ahmetçe Köyü ve Megalitik Alan yolun solunda, güney yönünde tepe aşağı kademeler halinde devam eden ve aşağıda bir gölet çevresinde son bulan platolar halinde, oldukça geniş bir alanı yada bölgeyi kaplamaktadır.

Aslında burada karayolu, mevcut Kutsal Alanı yararak devam etmektedir.

Megalitik Alan içerisinde yer alan İğmeli çok büyük bir ağıl, buradaki eski ya­şamdan çıkıp gelmişcesine, büyük ve görkemli alanın sanki eksiksiz olması için yapılmış gibi, bütünü tamamlıyor.

ISTRANCA ORMANLARI  İÇİNDE BİR DAĞ KÖYÜ - BALABAN

Istranca Dağlarının Demirköy-Sarpdere ormanlık yolu üzerinde, kesif orman dokusu içinde yer alan, tüm yerleşim birimlerine oldukça uzak bir konumda bulunan BALABAN Köyü,   görkemli ve muhteşem Istranca Ormanlarının içinde kaybol­muş bir masal köyü.

Ormanın içerisinde akan BALABAN DERESİ yanında kurulu olan köyde Boşnaklar yaşıyorlar. Güleç yüzlü, yardımsever ve çok çalışkan oldukları, evleri ve geniş bahçelerinin bakımlı görünüşlerinden anlaşılıyor. Bahçelerden birinde elindeki sepet ile koşarcasına yürüyen, uzun boylu, saçını ensesinde topuz yapmış, uzun etekli elbisesi üzerine taktığı kocaman önlüklü zayıf genç bir kadın, bu sihirli orman köyünün görüntüsünü tamamlıyordu.

Kerestecilikle uğraşan köylü, Boşnakça ve Türkçe konuşuyor. Kışın karların yağması ile birlikte, bütün yollar kapandığı için, aylarca çevreleri ile irtibatları kesilirmiş.

Köy ve yoğun orman dokusunu, akarsuları fotoğraflayarak yaptığım çalışmayı daha ayrıntılı yeni bir çalışmayla zenginleştirmeyi düşünüyorum.