Murat Hüdavendigâr Camiî

Yaşar Holding Özel Yayını, Bilim Birlik Başarı Dergisi, 1983, Sayı: 41

 

01

Antik Assos kent akropolünün kuzeyinde cephesi Behram Ka­le köyüne dönük, antik adı Satnio Eis olan Tuzla ırmağının suladığı ekili tarlalara, ovaya hakim ve Hüdavendigâr Devri mimarisinin çekici, olgun havasını taşıyan, tek kubbeli, sa­de, klâsik bir yapı Murat Hüdavendigâr Camii izlenmektedir. Cami masif yapısıyla kale duvarı gibi bir etki bırakarak, antik taş ocaklarını kendine temel yapmış Behram Köyü üzerinde yükselmektedir.

Köyün en üst mahallesi olan Camialtı mevkiinden iki sıralı, seyrek taş evler arasından dik olarak tırmanan antik taş yol­dan önce üzerinde tek tük otların izlendiği kurşunî renkli, yağ­mur ve rüzgârların yiyip bitiremediği kesilmiş düz satıhlı taş ocaklarına, sonra da Camiye ulaşılır. Üç gözlü son cemaat mahallinin de Cami bünyesi içine alındığı, tek kubbeli, kare plânlı yapı, gerek içte gerek dış yapı olarak oldukça abidevî bir kuvvet göstermektedir. Kare plânlı ve tek kubbeli bu kü­çük cami tipi Osmanlılar'da ilk defa Bursa'da 1326'da Sultan Orhan'ın kardeşi Alâaddin Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Behram Hüdavendigâr Camii ile Bursa Alâaddin Camii ara­sında büyük bir benzerlik görülmektedir.

Cami'de ilk devir Osmanlı Mimarisi'ne uygun olarak kesme taş ve tuğla duvar örgüsü bir arada görülmektedir. Kare plândan kubbeye dört köşeye yerleştirilen üçer üçgen satıhla geçilmektedir.

Kubbe sekizgen bir kubbe kasnağına oturmaktadır. Esas kare mekâna kıble duvarının karşısında, sağ ve sol be­den duvarlarının kuzeye uzatılması ile meydana getirilmiş olan üç gözlü son cemaat yeri ile girilir.

Bu yapıda abidevî bir cephe mimarisi izleriz. Yan ve arka cep­he duvarları kubbe kasnağına kadar yükseltilmiştir. Bu say­dığımız özelliklerin pek çoğu Bursa Murat Camii'nde de görülür.

02

Cami'de doğu ve batı yan duvarları üzerinde tuğladan, yuvar­lak kemerli, demir şebekeli ikişer pencere görülmektedir. Ku­zeyde giriş kapısının iki yanında ise yekpare taş lentolu, de­mir şebekeli ikişer pencere izlenir, içte, mihrabın sağ ve sol üst köşeleri ile, doğu ve batı duvarlarındaki pencerelerin ol­dukça üst seviyelerinde çok küçük, diktörtgen, kemerli pen­cereler yer alır.

Hüdavendigâr Devri camilerinin yan ve arka cephelerinde ge­nellikle pencere olmadığından ya da az ve küçük olarak açıl­dığından bu camide de olduğu gibi, dışarıdan kitlevî bir etki bırakan, monoton ve kapalı bir yapı meydana çıkmaktadır. Kuzey yönünde bir bölümü beşik, iki bölümü çapraz tonozla örtülü 3 bölümlü son cemaat yerinin cephesinde kullanılan sütunlardan ikisi, üç açıklık meydana getirecek şekilde ara­da kalan boşluğa yerleştirilmişlerdir.

Eski bir Bizansyapısına ait olan bu sütun ve başlıklar, orta­da sivri, yanlarda yuvarlak 3 kemerle birbirlerine bağlanmışlardır.

03

Son cemaat yerinin tonozları, doğu ve batı gövde duvarları­na ve bu kemerlere oturmaktadır.

Bu mahallin 1944 yılındaki büyük depremde yıkıldığını ve ya­kın senelerde onarımı yapılarak yeniden eski haline getiril­diğini bizzat bu işte çalışan köylülerden öğrendik. Son cemaat yerinin cephesinde muntazam, kesme taş örgü duvar tekniğinin, kemerlerde isş iki renkli taş örgüsünün uy­gulandığını izlemekteyiz.

Cami'deki sütun, başlık, kapı iç ve dış lentosu gibi devşirme malzeme, aşağı antik Assos şehrindeki eski bir Bizans yapı­sından buraya getirilmişlerdir.

05

05

06

07

Anadolu Selçukluları devşirme malzemeyi en ustalıklı şekil­de kullanan toplum olarak karşımıza çıkar. İlk devir Osmanlı camilerinde de çabuk bitirilmesi gerekli za­manlarda civar Bizans ya da geç Roma yapılarından alınan mimarî parçalar, esas görevlerine en uygun yerlerde ve bü­tün güzelliklerini ortaya koymaya çalışarak kullanılmışlardır. Cami'de devşirme malzeme olarak kullanılan başlıklar, mev­cut şekil ve bezemelerine göre erken Bizans Devri'ne aittirler. Orta kemerin solundaki sütun üzerinde yer alan başlık kas­nağı ve tablo üzerinde, stilize yaprak motifleri izlenir. Sağda­ki başlık üzerinde ise antik tezyinatı hatırlatan, araları ince çubuklarla ayrılmış, yan yana yaprak motifleri devamlı olarak ve yüksek kabartma şeklinde yapılmıştır. İstanbul'da III. Se­lim tarafından kardeşi Şah Sultan için Eyüp'de yaptırılan kül­liyede kuyu bileziği olarak tersine dönük kullanılmış başlık, bizim adı geçen başlığımız ile aynıdır.

08

Aralarındaki fark, İstanbul'daki başlık üzerinde yaprakların de­vamlı değil dörtlü guruplar halinde tekrarlanmış olmasıdır. Cami'ye çift kanatlı ve üzerleri 12'şer kare bölüme ayrılmış şekilde tezyin edilmiş, kalın, ahşap bir kapı ile girilmektedir. Kapının çok sade, profilli bir girişi mevcuttur.

09

Dışta, yanlarda ve üstte sade, profilli taş sövelere sahip ka­pının üst kısmında bir Bizans kilisesinden devşirme olarak alınmış, üzeri yazıtlı ve monogramlı bir lento yer almaktadır. Lentonun geniş silmesinde tam ortada daire içinde İsa'ya ait bir monogram ve monogramın sağ ve solunda uzanan dalga­lı birer bant görülür.

Bantların ucundaki haçların yatay bantları muhtemelen Türk­ler tarafından kazınmıştır.

Gerek geniş, gerek dar silmeler üzerindeki yazıt, bundan 100 yıl önce Assos şehrinde araştırmalar yapan Clarke tarafından okunmuş, ben de metnin anlamı için Assos'la ilgili olarak ya­yınlanan Clarke'nin kitabına baş vurdum (1). Kapının içte üst sövesinde ise devşirme mimarî parçada, bitkisel tezyinat, ge­ometrik çerçeve içine alınmıştır.

Bu, stilize ağaç motifinin devamlı olarak kullanılması ile el­de edilmiş bir motiftir (2).

10

Cami'de batı duvarında taş bloklar arasında, köşede ASSOS ATHENA mabedine ait olduğu sanılan devşirme antik tavan kaseti levhaları da izlenmektedir.

Yapıdaki devşirme lento ve kornişler İsparta yakınındaki Ata­bey Ertokuş Medresesi'ne ait ilgi çekici devşirme malzeme ile tezyinat ve kullanılış yerleri açısından benzerlik göstermektedir.

İçeride güney duvar ortasında ise alçı, kalıplama tekniği ile yapılmış mihrap yer almaktadır.

(1) CLARKE, S.T.

Report On the Investigations at ASSOS, New York, 1979, s. 170. Mükâfat ola­rak tüm günahlarının bağışlanması içirr büyük bir istekle dua eden Skamand-ros'un başkanı Anthimos tüm gücü ve emeği ile Herald Cornelivs kilisesinin sessiz parçalarını güzelleştirmek için restore ettirmiştir. Yazıt devam ediyor. Kayıtlara göre Skamandros, geç tarihlerde TROAD'ın bir kasabası idi.

(2) İznik müzesinde bulunan bir Bizans başlığı üzerinde aynı motif işlenmiştir. 5-6. asırlara tarihlenen bu parça müzede 648 envanter numarası ile kayıtlıdır.

Mihrap çok sayıda bordürlü bir çerçeve içine alınmış mukar-nas nişlidir. Geometrik geçmeler ve Rumî kabartmalarla süslüdür.

Nişin köşelerinde alçıdan birer sütunçe izlenir. Geometrik geçmelerden meydana gelen bölümler içinde ro­zet motifi hakim motifdir.

11

Mukarnasların içleri de Rumî motiflerle süslenmişlerdir. Tekrarlanan geometrik motifler ve alçak kabartma teknik, An­kara, alçı mihrapları özelliklerini göstermektedir (3). Kubbe, içte tuğla ile örülü olup, dışta kubbenin kiremit örtüsü yapı­ya hareket ve renklilik vermektedir.

Cami'in minaresinin olmayışı önce beni şaşırttı. Fakat yapı öylesine yüksek bir noktada inşa edilmiştir ki, ön taraftaki kayaların üzerine çıkılarak okunan ezan sesinin hele sabahın erken saatlerinde, tuzla çayını, ovayı geçip kıyıya kadar ra­hatlıkla ulaşabileceğini düşününce minareye ne gerek var di­ye düşünüyorsunuz hemen (4).

Çeşitli tamirler geçirmekle beraber Cami, bugünkü hali ile as­lına uygundur.

"Erken Devir Osmanlı Minarisi'nde Süsleme" adı eserinde bu mihraptan: "An­kara'da pek çok örneğini gördüğümüz erken Osmanlı alçı mihrapları gelene­ğinin değişik bir çevredeki tek örneğidir" diye bahsediyoruz. (4) 14. aşıra ait Bursa Orhan Camii'nde de minare 30 m. kuzeyde bir kaya üze­rinde tek başına yükselmektedir.

Çanakkale Vakıflar Müdürlüğü'ndeki kayıtlarda Hüdavendigâr Camii olarak adı geçmektedir.

Tüm verilere göre 14. yüzyıl ortalarına tarihliyebileceğimiz bu Cami şimdi kullanılmıyor. Köyün yaşlılarının artık o dik yokuşu tırmanıp, namaza gide­cek halleri kalmamış. Gençler ise iş yerlerine daha yakın bir Cami olsun istemiş­ler. Sonunda çarşıya ve köy kahvesine daha yakın bir mevki­de yeni Cami inşa edilmiş. Diğeri, eski olanı en tepede, o görkemli yerinde, gözlerin is­ter istemez takıldığı o uç noktada asırlardır yaptığı görevine devam ediyor. Ovayı, denizi, geçmişi, bugünü, Behram'ı gözlüyor, bekliyor sanki.

12