Kervansaraylarımız ve Çeşme Kervansarayı
KERVANSARAYLARIMIZ ve ÇEŞME KERVANSARAYI
BİLİM BİRLİK BAŞARI DERGİSİ 1987 YIL /46. SAYI
Kara ve denizlerin sultanı Sultan Süleyman Oğlu Sultan Selimin isteği ile bu eser, Ömer Oğlu Ali Babuşçu tarafından denize nazır olarak inşa kılınmıştır. 935 Hicri - 1528 Miladi" Yaşar Hol-ding'e bağlı Altın Yunus Çeşme Turistik Tesisleri A.Ş. tarafından , 25.1.1986 günü işletime açılan "Çeşme Kervansaray'ı" kitabesinde bu satırlar okunmaktadır.Kervansaray, farsça (karban-kervan) karban Saray'dan türemiştir. Şehirler arasında kervanlardı konakladıkları ve korundukları yerlerdir. Türklerden kalan ilk kervansaraylar Gazneliler ve Karahanlılar zamanındandır.
Han ve kervansarayların ilk örnekleri olarak Ri-bat denilen yapıları görmekteyiz. Ribatlar önceleri din mücahitlerinin, sonraları ordunun, harplerde korunma ve ikmal merkezleri olarak kullanılmışlardır. Gaznelilere ait en eski örnek 1019 tarihli, dört eyvanlı avlu semasıyla Ribat-ı Mahid dir.

Karahanlılara ait 1068 tarihli Ribat-ı Melik kare bir plana sahiptir. 12 m. yükseklikteki duvarları kerpiçten yapılmış ve üzeri tuğla ile kaplanmıştır. Anıtsal portali 15m. yüksekliktedir. Köşe kuleleri ile Dehistan Kervansarayı ve 4 eyvanlı, revaklı, avlu etrafına sıralanmış mekanları ile Akçakale Kervansarayı 11. y.y. örnekleridir.II. ve 12. y.y. ait Büyük Selçuklu Kervansaray-larındada kare plan 4 eyvanlı avlu düzeni, köşelerde kuleler, sivri kemerli portaller, kullanılmıştır. Ehvan'da Ribat-ı Anuşirvan, Nişapur'da Kıüdt-ı Zafarani. Meşhedde Ribat-ı şerif önemli örneklerdendir.Anadolu Selçuklu Kervansarayları, ulaşım güçlüğü ve emniyet azlığı sebebi ile küçük pencereli, tamamen taş ve kale görünüşleri ile barış zamanında konaklama, harp zamanında ise savunma gayesi ile kullanılmışlardır.Selçuklu kervansaraylarında 3 gün bedava olarak misafir kabul edilirdi. Baskınlarda maddi zarara uğrayanların kayıplarıda ödenirdi. Bu devire ait kervansaraylarda ahır, depo, hamam, mescrd de yer almaktadır. Genel plan düzenleri ve avlulu kuruluşları ile Büyük Selçuklu geleneğini devam ettiren Anadolu Selçuklu Kervansarayları 3 tip gösterirler.
-
Kare veya dikdörtgen, 4 eyvanlı avlu etrafında sıralanmış kapalı mekanlı kervansaraylar .
-
Türklerin ilk defa Anadoluda kullandıkları, avlusuz ve üzeri örtülü plan tipi. Bu plan tipinde, dikdörtgen mekan sütunlar ve kemerlerle neflere (hol) ayrılmıştır.
-
Her iki tipin birleşmesi ile meydana gelmiş bir plandır. Tipik örneği Konya-Niğde yolunda Sultan Han'dır.


Osmanlı Kervansaray mimarisini genel olarak iki ana tipte toplamak mümkündür.
1 - Avlusuz Kapalı Tip: Kare veya dikdörtgen tek hacimdir. Tek kapılıdırlar. Girişin iki yanlarında yolcular için platformlar vardır. Genellikle bu tip hanlarda hayvanlar için iki peyke arası ayrılmıştır.
2 - Avlulu Açık Tip: Bu plan tipinde, hayvanlara ayrılan avlu ve servis bölümleri yolculara ayrılan bölümden ayrılmıştır.Bu planda yolculara mahsus kapalı bölüm ve ahır, hamam, servis kısımları ile çerçevelenen ortası kare veya dikdörtgen avlulu diğer bölüm yer alır. Giriş gene tekdir ve kapalı kısım esas giriş akşındadır.Yataklarını yada halılarını peykelerine sermiş develerini veya atlarını yanlarına bağlamış, ocaklarında ateşlerini yaktıktan sonra günün, yolculuğun yorgunluğu ile uyuyan yolcular için birer sığınak ve barınaktır tüm bu saydığımız hanlar. Restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmış olan Çeşme Kervansarayı Çeşme kalesi ve Hacı Mehmet Ağa camii ile çevrelenmiş olup, cephesini denize, batıya vermiştir. Kervansaray 2 katlı ve revaklı bir avluya sahip olarak inşa edilmiştir. Eserin inşasında taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır. Çeşme Kervansarayı, Diyarbakır Hüsrev Paşa Kervansarayı, Edirne Rüstem Paşa Kervansarayında olduğu gibi kare planlı ve revaklı avlu şeması esas alınarak düzenlenmiştir. Kare planlı revaklı avlunun giriş kısmına rastlayan iç tarafında ortada geniş, yanlarda daha dar 3 kemer açıklığı, kuzey ve güney yan taraflarda karşılıklı ve eşit genişlikte üçer kemer açıklığı görülmektedir. Zemin kat revakları gerisindeki mekanların dışa açılan pencereleri yoktur.Buna karşılık revaklara açılan birer, yuvarlak kemerli kapıları ve sivri kemerli pencereleri vardır. Pencerelerin mazgal şekilli demirleri vardır.Revak kemerleri tuğla ve yuvarlak kemerlidirler. Revaklar gerisindeki mekânların dışa açılan pencereleri yoktur. Buna karşılık revaklara açılan birer, yuvarlak kemerli kapıları ve sivri kemerli pencereleri vardır. Pencerelerin mazgal şekilli demirleri vardır. Revak kemerleri tuğla ve yuvarlak kemerlidirler. Revaklar gerisindeki mekanların birer ocak ve-nişleri vardır. Bu mekanların üst örtüleri beşik tonozdur. Zemin ve üst kat planında, köşelerde yer alan, birbirine geçit veren 2 gözlü, tek dış kapalı bazı mekanlar, kare planda tatbik edilen aks sistemi zorunluluğu ile ortaya çıkan kullanımlardır. Tüm mekanlarda pencereler emniyet düşüncesi ile dar ve küçük ölçülerde tutulmuşlar ve parmaklıklarla korunmuşlardır. Mekanların açıldığı alt revaklı galeriler beşik tonozludur. Hanın avluya bakan iç cepheleri gri ve pembe renkli muntazam taş blokları arasında ikişer sıra tuğla hatıllı duvar örgüsüne sahiptir.Kervansarayın giriş eyvanı üzerine rastlayan mekanları üst galeri taban seviyesinden yüksektir ve buraya çift taraflı merdivenlerle çıkılır. Önce çapraz tonozlu bir giriş mekanı ve beşik tonozlu 2 yan mekan, sonrada bunların gerisindeki, 4 köşede pandantifleri ve yuvarlak kubbe örtüsü ile esas büyük odaya geçilir. Bu büyük mekanına batı, cephe duvarında sağ ve sol üst köşelerinde ve iki yan duvar üst köşelerinde birer tane olmak üzere yuvarlak kemerli 4 büyük niş vardır.Çıkma şeklinde olan bu mekan yanlarda birer, cephede 2, dikdörtgen taş söveli, yuvarlak tuğlakemerli, sağır alınlıklı pencerelere sahiptir. Üst kat galerileri avluya bakan bütün cephelerde 4, yuvarlak, tuğla kemerliaçıklığa sahiptir. Üst kat mekanlarının ön galeriye açılan, birer tuğla kemerli kapıları ve dış cepheye açılan demir parmaklıklı pencereleri vardır. Odalar nişli ve ocaklıdırlar. Üst katta örtü sistemi olarak çapraz ve beşik tonoz kullanılmıştır.Kervansarayda iç ve dış cephe üst kısımda çift sıra kirpi saçakla nihayetlenir. Kervansarayın cephesinde görülen tuğla hatıllar ve kirpi saçak motifleri dışında bir süsleme görülmemektedir. Bugün taş ve mermer kaplanmış olan avluda ortada 8 gen bir havuz yer almaktadır. Kervansarayın kuzey dış cephesine bitişik olan alanda bulunan Osmanlı dönemi mezar taşlarına ait onbir kırık parça, temizlenerek Kervansarayın alt galerilerinden birine konulmuştur. Bu taşlardan biri üzerinde selvi ağacı motifi görülmektedir. Diğer parçalarda enine yada eğik ve birbirine paralel satirli kitabeler görülmektedir.

Muntazam kesme taş sıralar aralarında ikişer sıra tuğla hatılla beraber işlenmişlerdir. Kesme taş işçiliğinin mükemmelliği dikkati çekmektedir. Tuğla, taşıyıcı duvarlardaki hatıllar halinde kullanılması dışında önemli vazifeler yüklenmiştir. Revak kemerleri her iki kattada sadece tuğladandır. Ayrıca pencere kemerleri ve örtü sistemini meydana getiren tonozlarda da tuğla kullanılmıştır.Cephesi batıya yöneltilmiş olarak inşa edilen Çeşme Kervansarayı eyvan şeklinde bir portale sahiptir.Üzeri demir kaplama çift kanatlı, ahşap, büyük giriş kapısı üzerinde gri ve beyaz renkli taş sıralarından meydana gelmiş bir yuvarlak kemer bulunmaktadır.Pembe-beyaz taşlardan yarım ay şeklinde tırtıklı görünüm verecek şekilde kenar düzenlemesine sahip ikinci kemer ise sivridir. Eyvan şeklinde ve cephede dışarıya taşkın bir plana sahip giriş kemeri üzerinde dikdörtgen, yatay bir pano içerisinde Kervansaraya ait kitabe yer almaktadır.Ereğli, Edirne, Erzurum Rüstem Paşa Kervansaraylarda Çeşme Kervansarayıda, eyvan şeklinde portale sahip yapılardır. Adı geçen bütün bu örneklerde cephede sadece taş kullanılmıştır. Zemin katta, arka ve yan dış cephelerde pencere görülmemektedir. Önde portalin sağ ve solunda, yuvarlak kemerli girişlere sahip dükkanlar bulunmaktadır. Bu dükkanlar, sağda 2, solda 3 olmak üzere 5 tanedir. Ön cephede, eyvanlı giriş ve portal üzerindeki mekan, tüm olarak bir çıkma meydana getirmiştir. Üst katta, bu çıkmaya ait odanın önde 2, yanlarda birer olmak üzere 4, ve portalin sağına düşen üst cephede 1, solunda ise 3 pencere yer almaktadır.Çeşme Kervansarayındada dışa karşı,cephe açıklıkları yönünden kapalı kalmak ve küçük pencere kullanma geleneği devam etmiştir. Zemin kata ait yan ve arka cephe duvarları sağırdır.Cephe pencereleri tüm yapıda dikdörtgen olup, taş sövelidirler ve üst kısımlarında tuğladan, yuvarlak kemerli, sağır alınlıkları vardır. Ayrıca pencerelerde mazgal şeklinde demir parmaklıklar vardır.Giriş kısmı yapının en önemli yeri olarak gözüktüğü halde mübalağalı değildir. Eyvan şekilli portal, avluya bir geçitle bağlanmıştır. Bu çiftli geçit beşik tonoz üst örtüsüne sahiptir.Geçidin kapıya yakın olarak sağ ve solunda ufak mekanlar yer almaktadır. Giriş geçidinin avluya yakın kısmında sağ ve solunda bulunan 20 şer basamaklı merdivenlerle üst kat revaklı galerilerine çıkılmaktadır.




Bir diğer baş taşının üst kısmında ise çok az bir kısmı kalmış bir kitabe ve üzerinde tek minareli bir cami tasviri yer almaktadır. Cami tek kubbelidir ve kubbe pencereli bir kasnak üzerine oturmaktadır. Tasvirin sağında büyük bir vazo içinden çıkan çiçek demeti motifi, yanlarda ise sınırlayıcı olarak kıvrık dal ve yaprak motifi yer alır.Bu tip mezar taşlarına tzmirde Agorada, Emir Sultan mezarlığında ve önceki araştırmalarımdan birinde Çeşme mezarlığında bir tane olmak üzere tesbit etmiştim.Kervansarayın onarımı tamamlanmış, asırlar sonra yeniden hizmete girmek üzere hazırlanıyor. Günümüzün şartlarına göre yeni kullanımına uygun olarak işlevlik verilmiş eski mekanlara. Mütevazı yolcu odaları yerine modern döşenmiş 32 oda var şimdi. Giriş eyvanı karşısına gelen doğu revakları gerisindeki odalar mutfak ve yemek salonu olmuş. Avluda fenerler, çiçekler var. Fotoğraf çekerken havuzun fıskiyesini açtılar, sular fışkırmaya başladı. Benim gözümde, ilk canlılık belirtisi idi bu. Sanki Kervansarayın yapıldığı devirden kalan bir sesti bu su sesi.Bu güne kadar İzmir evi dedik, Evlerin kapıları, Çıkmaları, cumbaları dedik, Çeşme Osman Ağa konağından dem vurduk, Çeşme evleri dedik. Sadece araştırma yazısı konusu olan, sonrada kaderine eskiliğine terkedilen, bilhassa Çeşmede her an can kaybına dahi yol açabilecek kadar harap durumda olan bu sivil mimari örnekleri ele alınsın onarılsın, işlevlik verilerek yaşatılsın, Onlara yeniden can vermek için bu kadar uzun uzun düşünülmesin, sırtlar çevrilmesin istedik. 16. asıra ait olan ve plan tipi bakımından önemli bir yeri olan Çeşme Kervansarayının adı geçen kuruluş tarafından onarıldığını, işlevlik verildiğini duyunca sevindik. Ege Bölgesi için olumlu bir başlangıç bu. Dileriz ki devamı gelsin, daha birçok tarihi sivil mimari örneği ele alınarak onarılsın, işlevlik verilerek yaşatılsın.

Anadolu Selçuklularında kerpiç ve tuğla mimarisinin yerini taş almıştır. Osmanlı devri kervansaray mimarisinde sadelik hakimdir. Kare ve kareye yakın avlu, revak gene görülmekte, 16. ve 17. y.y.da 2 katlı plan .kullanılmaya başlamaktadır. Kare planlı ve 4 katlı olarak inşa edilen Merzifon Kara Mustafa Paşa Kervansarayında, bodrum kat ahırlara, zemin idari işlere, diğer katlar ise yolculara ayrılmıştır. Osmanlı Kervansaraylarında dışa dönüklük başlamış, bazı örneklerde cephede dükkanlar ye-ralmış bazılarında ise Erzurum Rüstem paşa Kervansarayında olduğu gibi ikinci kat bedesten olarak inşa edilmiştir.15.y.y. İnegöl Ortaköy Kervansarayı, yan nefler üzerindeki galerileri ile Selçuklu tek katlı planı ile 2 katlı Osmanlı Kervansarayları arasında bir geçiş yapısıdır.16.y.y. başında merkezi avlulu hanlar da görülmektedir. Bu planda zemin kat depo ve servis kısımlarına, üst kat ise yolculara ayrılmıştır. Her odada ocak ve yerlerde kilimler vardır. Örtü sistemi olarak beşik veya çapraz tonoz ve kubbe kullanılmıştır. Avluda bir çeşme ve bir namazgah vardır.Osmanlılardan önce daha çok şehir dışında yapılan kervansaraylar Osmanlılarla birlikte şehir içlerinde inşa edilmeye Daşlanmıştır. Osmanlı devri kervansarayları, Anadolu Selçuklu Kervansaraylarından inşaat tekniği, propor-siyonlar ve cephe mimarisi açısından çok farklıdırlar. Cephe mimarisindeki büyüklük, zenginlik, kapıların anıtsallığı yerine sadelik hakim olmuştur.İki katlı kervansaray ve hanlarda cephedeki yatay hatlarla dikine hatlar tuğla örgüsü ile belirtilmiştir.Genellikle kirpi saçak frizi yapının en üst yatay hattını belirten elemandır. Portal gene cephenin en önemli unsurudur. Portallerdede taşla beraber tuğla kullanılmıştır. 15.y.y. başları portal, basit kemerli bir açıklıktan ibarettir. 16.y.y.da cephede sathi bir şekilde yer alan portal düzenlemesi devam etmektedir. Bu tarzda cephe düzenlemesi lT.y.y.da da devam etmektedir. Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansarayında portaller yay kemerli olup, cephede yüzeyden ancak 30 cm. çıkıntı yaparlar. Aynı düzen Menemen ve Ezine Kervansaraylarında da görülmektedir. Avlu revaklarının gerisindeki mekanların, kapı ve pencere kenarları tuğla kemer olarak yapılmıştır.Güney Anadolu’da portallerde çok renkli taşla süsleme yapılmıştır.Hatay Sokullu Kervansarayı buna örnektir. Genellikle cepheler muntazam taş duvarlar halindedir.Osmanlı kervansaraylarında ahırlar, ocak ve mazgal pencerelerle havalandırılmış ve aydınlatılmıştır. İnsanlar tarafından kullanılan mekanlar ise üst katlarda dışa açılan bir pencere ile aydınlatılmıştır. Zemin kat mekanları ise dışa açılan pencere ve kapılara sahip değildirler. Aydınlanma revaklara açılan kapılarla elde edilmiştir.Osmanlı kervansaray ve han mimarisinde harç olarak hafif Horasan harcı kullanılmıştır. 3-4 cm. kalınlığındaki tuğla, kubbe, kemer ve taş sıraları arasında kullanılmıştır. Tuğla malzeme döşeme olarak kullanıldığında 5-7 cm. kalınlığındadır. Ahşap malzeme olarak meşe tercih edilmiştir.Kubbeler ilk devir Osmanlı mimarisinde olduğu gibi kiremitle örtülüdür. Fatih devrinde kervansaray kubbe ve çatılarında kurşun kullanılmıştır. Taş olarak en çok köfeki kullanılmış, mermere hiç bir şekilde yer verilmemiştir. Moloz taş duvar daha çok iç kısımlarda, bodrum ve ahır gibi yerlerde kullanılmıştır. Bazı örneklerde antik, devşirme sütunlarda görülür. Ahşap direkler dikdörtgen planlı yapılarda kullanılmıştır.Büyük Çekmece Sultan Süleyman Kervansarayı buna örnektir. Osmanlı devri kervansaray mimarisinde, kemerler, duvar ve payelerden destek alırlar. Kervansaraylarda üst örtü beşik ve çapraz tonoz şeklindedir. Edirne Rüstempaşa Kervansarayında tonoz ve bir başka katta kubbe kullanılmıştır. 1744 Edirne Ayşe Kadın, 1744 Beyşehir Kurdular Köyü Kervansarayı ahşap örtü sistemine sahiptirler.