Türk Evleri Semineri

 

turkevleri

img451


ÇEŞME EVLERİ

Ufuk ARIĞ ( BAŞ)

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğr. Görevlisi

İzmirin konumu ve tarihi geçmişi açısından önemli bir turizm merkezi olan çeşme, yerleşme biçimi ve ev mimarisi açısından incelendiği zaman, değişiklikler gösterir.

Burada izlenen geleneksel mimari karmaşık bir yapıya sahiptir ve mimarinin biçimlenmesinde iklim dikkate alınmıştır.

Çeşme’de köklü bir mimari gelişiminin varlığını gösteren yapıların başında ilginç örneklerine rastladığımız evler gelir.

Bu evlerin planlarında, kullanılan yapı malzeme ve ögelerinde güneşe ve sıcağa karşı korunmuş olmaya önem verilmiştir. Bugün çeşme konut mimarisinde, eski ev planları yer yer önemli ölçüde karakterlerini yitirmişlerdir. Eski mekanlar bugünkü yaşama şartlarına uydurulmaya çalışılınca eski tipik ev planlarında bozulmalar meydana gelmiştir.Yerel yapı malzemelerinin ortaya çıkardığı, denenmiş geleneksel yapı sistemleri terkedilmiş, yerlerine beton, renkli sıva, pencerelerde çubuklu demir parmaklıklar ile bugünün şartlarına,icaplarına uygun modern malzemenin kullanıldığı, eski. evlerle tezatların türlü şekillerini ortaya koyan bir ev mimarisi gelişmiştir.

Çeşmede sahilden gerideki tepeye doğru giderek yükselen arazi üzerinde topografyaya uyumlu bir yerleşme şekli görülmektedir.

İkinci Beyazıt devrine ait Çeşme kalesinin solunda, tepeye tırmanan dik yokuşun sonunda, meydan ve sokak çeşmeleri, sokaklara görkemli cephe mimarileri ile yerleştirilmiş eski dükkan ve fırınları, evleri ile üst mahalle olarak adlandırdığımız bölge yer alır.Buradaki konut mimari örnekleri büyük oranda 19. y.y. a tarihlenirler. Üst mahalle ile sahilde Kervansaray ve Hacı Mehmet Aga Camii önüne çıkan yol arasındaki bölgede daha değişik özellikler gösteren bir konut mimarisi izlenmektedir. Çarşı bölgesi ise, dükkanları, halı, kilim, hediyelik eşya mağazaları, lokanta ve otelleri ile önemli bir odak noktası oluşturur.

Mevcut doku içinde ticaretin yoğunlaştığı bölge olan bugünkü çarşı caddesinde ve ona dikine açılan dar yan sokaklardaki tüm konut mimari örnekleri turizm ve ticari amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bu bölgelerde taş, ahşap, bağdadi ev mimari tarzları yerine göre kendi içinde gruplanarak, yerine göre de birlikte kullanılmaktadır. Genellikle 2-3 katlı olan Çeşme evleri bodrum yada çatı aralarında oluşturulan 1-2 odalı mekanlar ilavesi ile dördüncü kata sahip olan örneklerde vermektedir.

Basit, mütavazi evler, görkemli taş konaklar aynı sokakları paylaşmaktadırlar.

Çeşme evlerinin sokak ile bağlantıları görkemli bir kapı ile sağlanıyor. Kapı üstleri düz yada kemerli, kapı yan söveleri ise çoğunlukla yivli paye süslemeli olmakta.

Kasabanın Kervansaraya inen yol tarafında, sahil kesiminde kesme taş işçilikle yapılmış iki büyük konağın yuvarlak kemerli çift ahşap kanatlı kapılı girişi oldukça enteresandır.

Her iki kapı kemeri kırmızı ve gri dikdörtgen taş bloklarının peşpeşe dizilerek örülmesi ile meydana gelmiştir.

Kapılardan birinin kilit taşı üzerinde taş kabartma akanthus yaprağı motifi izlenmektedir.

Üst mahallede küçük bir meydanın ortasında, kubbeli, yazıklı, anıtsal çeşme yapısının dört cephesinde de aynı sistemle yapılmış taş örgü kemerler izlenmektedir. Bu tip taş örgü işçiliğine doğuda Urfa, Mardin, Diyarbakır bölgesinde Artuklu mimarisinden itibaren çok sık rastlanmaktadır.

Evler, çıkmasız, cumbalı, düz yada gönyeli çıkmalıdır. Tüm bu çıkmalar ait oldukları mekanın daha geniş bir görüş açısı ile dışa bakmasını sağlamakta ve dar sokaklara derinlemesine bir perspektif vermektedirler•

Cumba ve gönye çıkmanın birlikte kullanıldığı evlere de rastlanıyor. Çıkmalar büyüklüklerine göre payandasız da olabiliyor. Bilhassa çarşı bölgesinde ahşap cumbalarda bu durum görülmektedir. Düz ahşap payandalar, profilli olanlar, demir payandalar ve Urfa, Mardin evlerinin kalker kesme baştan kalın, ağır duvarları üzerindeki taş çıkmaları taşıyan profilli taş payanda örneklerini görmek mümkün Çeşmede.

Bu tip taş payandalara bilhassa büyük taş konakların yer aldığı üst mahallede rastlanıyor.

Konakların dışındaki evlerin cephe duvarları üzerinde ise taş payanda görünümünü veren kör arkad şekilli korniş, pencere altlarında, kat aralarında, saçak altında çok sık ve sevilerek kullanılan bir cephe süslemesi olmuştur.

Evlerin ahşap kısımları, pencere doğramaları, kornişler, payandalar, pencere kapakları, kepenkler, ekserisi beyaz yada açık mavi ev sıvaları yada taş malzeme ile uyumlu bir tezat meydana getiriyorlar. Evlerin çatıları, 1-2-3 üçgen alınlıktı olup, çok geniş olmayan saçaklara sahiptirler. Çatılarda alaturka kiremit kullanılmıştır.

Çarşı meydanında ve çarşı içinde cephede cumbalar, balkonlar, cephe boyu düşey hatlı dikdörtgen pencere gurupları görülmekte. Cepheyi çatı altında kateden ahşap hatıl ve cephe boyu çıkmalar birbirine bitişik olarak inşa edilmiş yapıların 3-4 üçgen alınlıklı müşterek çatılarla örtülmesi, devamlılığı, bütünlüğü sağlamış.

ÇARŞI MEYDANDA DA Hükümet tabibliği olarak kullanılan, ahşap cumbalı yapıda, cumba desteği kullanılmamıştır. Bu cumbanın cephelerinde ve alt yüzeyinde, ahşap kabartma sade bir süsleme izlenir. Cumbanın iki yan ve ön cepheleri üzerinde üçgen alınlık kullanılmıştır. Bu bölgedeki yapılarda, üçgen alınlıklı pencereler, taş payandalı çıkmalar, cephelerde kör arkad frizi ve gene üçgen alınlıklı çatılar izleniyor. Sahil bölgesi yada Kervansaray yönündeki bölge dediğimiz kısımda çift üçgen alınlıklı çatılı, çatı yüksekliğine ulaşan, kemerli giriş kapıları olan, ahşap pencere kapakları ve kepenklerin kullanıldığı ve çoğunluğu beyaz sıvalı evler bulunuyor.

Zemin katı dükkan, birinci katı ev olarak kullanıma ayrılmış konutlarda mevcuttur. Dükkanlara ait kapılar kemerli, iki kat arasında basit düz profilli, silmeler cephe boyu uzanarak dükkan ve ev katlarını birbirinden ayırıyor.

Cadde boyu yanyana dizilmiş ve beyaz boyalı, alınlıklı, gönye ve Bursa tipi çıkmalı olanları yan yana yer alıyor.

Üst mahalle olarak tanımladığımız bölgede yollar dar ve beton. Çıkmalı, cumbalı, balkonlu evler karşılıklı dizilmişler.

Yer yer sokak çeşmeleri görülüyor.Bu çeşmelerin hemen hepsi kitabeli.Taş ve ahşap mimari örnekleri bir arada.

Evlerden birinin üçlü grup halindeki dikdörtgen pencereleri taş saçakları var. Hemen üstte üçgen alınlık, içinde köşelerden ortaya doğru simetri meydana getirecek şekilde yerleştirilmiş, spiral ve bitki motifli kabartma alınlık süslemesi görülüyor. Yer yer sokaklar iyice daralıyor, çıkmalar, saçaklar yaklaşıyorlar birbirlerin. Nefis bir perspektiv var. Hiç bir ev diğerini kapatmıyor, sokağını, görüşünü gölgelemiyor.

Bu dar sokaklar, bu birbirine çok yakın evler ,aile hayatında samimilik,sevgi,şefkat,ve birbirine destek olmak gibi kavramları getiriyordu beraberinde muhakkak.

İki yada üç evin cephelerinde yer yer mavi, pembe, yeşil renkli çiçek ve yaprak desenli fresk kalıntıları izleniyor.

Bu bölgede bazıları harap durumda, bir kısmı hala kullanılan kemerli kapı ve pencereli, demir konsolların taşıdığı kapı üzeri saçakları olan demir pencere kapaklı dükkanlar oldukça fazla. Bazılarının üst katları ev olarak kullanılıyor.

Tüm yapılarda Türk, yabancı, azınlık yapı ve süsleme ustalarının kendilerine has sanat öğelerini yapılarının üzerinde birlikte yada ayrı ayrı uygulamalarından doğan hareketli vede melez bir sanat eseri yaratıldığı için çekici bir görünüme sahiptir Çeşme mimarisi.

İlerliyoruz, dar ve çarpık bir sokak var karşımızda. Biraz daha sonra kısa, dar, çıkmaz sokaklarla karşılaşıyoruz.

Bir diğer dükkan ve evin bir arada olduğu yapı var karşımızda. Dükkan ve ev katlarını kör arkad frizi ayırıyor. Gerek dükkan, gerek ev çatı alınlıklarında yuvarlak kafa pencereleri kullanılmış. Dar, çıkmaz sokaklardan biri üzerinde, avlusunda geniş yalaklı bir çeşmesi bulunan, büyük bir ev var. Evin cephesinde katlar arasını kör arkad. frizi ayırmış.

Hareketli, ahşap kepeakli, pencere üst söveleri taş saçaklı bu yapının eski haline ait fotoğraflar var elimde.

Yapının dışı şu anda sarı renk badanalı. Kepenkli, saçaklı pencerelerin yerinde, beyaz yağlıboya çerçeveli, çift kanat camlı, basit pencereler var. Evin civanında depremlerden aşırı hasar görmüş yıkılmış yapılara baktığımızda bu bilinçsiz koruma çabasına hak vermekten başka birşey gelmiyor elimizden.

Gene aynı bölgede taş malzeme ile inşa edilmiş, üç katlı büyük konak oldukça iyi durumda. Konağın esas girişi, kemerli çift ahşap kanatlı kapısı olan avludan. Dikdörtgen cephe pencerelerinde yekpare taş söveler kullanılmış. Pencerelerin üst kısımlarında diktördörtgen kesme taşlardan hafifletme kemerleri var.

Gri renkli taş yapı ve beyaz hafifletme kemeri çok güzel bir uyum sağlıyor.

Kullanım amaçlarına uygun olarak değiştirilen birinci kata karşılık, üst; kat değişikliğe uğramamıştır. Üst kat pencere kenarları ile saçak arasındaki kısımda, bir cephede 2, diğerinde 1 dikdörtgen kemerli ikona nişi yer almaktadır.

Bu büyük konağın hemen yanında depremde yıkılarak büyük hasar görmüş bir diğer taş konağın ikinci kat odalarından birinde kabartma profilli bir çerçeveye sahip büyük bir şömine izlenmektedir.

Taş malzemenin kullanıldığı, kalıcı olması istenilen yapılarda kapılar, pencereler, kemer sistemleri ve cephe süslemelerinde erken devir Osmanlı ve bilhassa Bursa mimari örneklerinin yapı tarzları süslemeleri tatbik edilmeye çalışılmıştır.

Bu büyük konaklarda, zemin katlarda servis odaları, depolor, yer almaktadır. Üst katlarda sofalar, pencere önlerinde boydan boya sedirler, kafa pencereleri, tavanlarda, tabanda, dolaplarda, yüklüklerde, nişlerde sıcak görünümü ile yer alan ahşap malzeme ile bu konaklar eskiyi bugüne dek taşıyorlar.

Bazı odalarda oldukça bozulmuş kalem işi duvar süsleri görülüyor.

Batı Anadolu toprakları üzerinde mimari açıdan bölgesel karaktere sahip Çeşme yerleşmesi,geçmişten günümüze gelen önemli mimari varlıkların seçkin örneklerini içermektedir.

Çeşme konut mimarisinde birinci, ikinci derecede önem taşıyan pek çok sayıda örnek verilebilir.

Bu yaşam dolu yerleşme, yerini kaderine terk etmek yerine eski kent dokusunu ve geleneksel konutları koruyarak, gelecek kuşaklara aktarmak, halka bu evleri değerlendirebilmeleri, arzu ve ihtiyaçlarına uygun en iyi tercihi yapabilmeleri için kendilerine yardım etmek yerinde bir çaba olur.

EK-

Çeşme evleri ile ilgili araştırmalarımın büyük bir bölümünü 1984 yılı ağustos ayında yapmıştım. 1986 Şubat ayında Çeşme Kervansarayını incelemek ve evlerin içlerinde, slayt çekmek üzere Çeşmeye gittim.

Sokaklarda dolaştıkça, evlerin dışını içlerini gördükçe, duyduğum sıkıntı ve üzüntüyü burada sizlere aktarmama imkan yok. Evlerin çoğu yıkılmış, bazıları da yıkılmak üzere.

İzmirin geçirdiği bol yağışlı kış, harap durumda olan evleri iyice etkilemiş. Bir bölümünde kira ile oturanların bulunduğu pek çok konutun, oturulmayan kısımlarında katlar arası merdivenler, duvarlar çökmüş, çatı alınlıklarının dökülen sıvaları altından dışarıya hatıllar fırlamış. Bu can çekişen yapıların içlerinde nasıl oturuyor bu insanlar diye düşündüm durdum.

Birkaç evin içine girdim. Bütün duvarlar kabarmış, dökük sıvalar, kırık kapaklı dolaplar, tavanlara tellerle tutturulmuş soba boruları, suntalarla bölünmüş büyük odalar, bağıran küçük çocuklar, ocaklarda pişen yemekler öylesine bir hercümerc yaratmıştı ki içeride enteresan bir mimari öge varmı yokmu diye sormaya ve fotoğraf çekmeye utandım.

Evlerin yıkılan kısımlarının doldurduğu, çöplerin, tavukların, ekili soğan ve maydanozların saksılarda çiçeklerin bir arada olduğu avlularda eski ocakların ve volütlerle süslü taş merdiven korkuluklarının fotoğraflarını çektim.

Kervansaraya yakın sokaklardan birinde onarılmış bir iki örnek içimi ferahlattı. Evlerini onarmak isteyen mal sahiplerinin çoğu yetkili büroların rölöve v.s. isteği karşısında masrafların altından kalkamayarak yapacakları onarımdan vazgeçmişler. Şu anda içinde can ve mal emniyetleri olmadan oturanların bulunduğu pek çok konut var Çeşmede.

Tarihi çevreyi koruyalım, evleri koruyalım, doku bozulmasın derken bilhassa dereceleme konusunda daha dikkatli olmaya, daha gerçekçi olmaya özen gösterelim. Bu tehlike dolu sivil mimari örneklerini koruyalım ama içinde oturanların canlılar (insanlar) olduğunu unutmayalım. Onların maddi güçlerini de inceleyelim, daha olumlu, daha yumuşak kararlar verelim.

Halkının şu anda çok zor şartlarla içlerinde yaşadıkları konutları ile ÇEŞME KORUMA KARARLARININ daha dikkatli ve doğru bir şekilde yapılmasını, bugüne kadar yapılanların tekrar gözden geçirilmesini diliyorum.

NOT: 2009’da 1986 Çeşme sivil mimari dokusuna ait yaptığım bu çalışma belgesel niteliğini kazanmıştır. Umarım Çeşme’de şu anda yaşanabilir bir sivil mimari dokusu mevcuttur.