İzmir'de Çıkmalı Eski Türk Evleri
BU ARAŞTIRMA YAZISI YAŞAR HOLDİNG ÖZEL YAYINI OLAN ‘’ BİLİM- BİRLİK –BAŞARI DERGİSİ’NİN ‘’ 1981 YIL /32. SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

İzmir'in Agora ve Dönertaş semtlerinden yukarıya Kadifekale yönünde kıvrıla kıvrıla önceleri tatlı bir meyille yavaş yavaş oldukça dik çıkan ekserisi beton ya da basamaklı, dar yollarda ilerlerken 19. yüzyıl son çeyreğine ait kargir, ahşap çıkmalı, kafesli, işlemeli demir parmaklıklı ahşap kepenkli sıra sıra eski Türk evleri çevrenizi sarıverır.
Eski İzmir'in eski Türk mahalleleridir buraları.
Dönertaş, Mezarlıkbaşı, Asmalımescit zamanının eski Türk mahalleleri.
Şaşırtan bir karşılaşmadır bu evlerle sizin aranızda.



Bugüne kadar bizlere haber vermeden varlıklarını sürdürmüşler sanki buralarda. Pek çoğunu yakın zamana kadar tanımıyorduk bu eski Türk evlerinin. Bugün bütün eski kentlerimizde rastladığımızın aksine, aralarındaki beton, ruhsuz yapılan yutmuşcasına, kenara itivermişcesine sıralanmışlar o dar ve eski kokan sokaklar üzerinde. Sanki Bursa, sanki Safranbolu sokaklarında yürüyorsunuz. Hani arada bir çevredeki yapılarda İon, Korent başlıklı köşe payeli, demir kepenkli, süsler, cumbalı, saçak altlarında boncuk dizisi, yumurta frizli tipik İzmir evlerini görmeseniz bir an İzmir'de olduğunuzu unutabilirsiniz.
Türk, Yabancı, Azınlık yapı ve süsleme ustalarının kendilerine has sanat öğelerini yapılarının üzerinde birlikte ya do ayrı ayrı en rahat biçimde uygulamalarından doğan hareketli ve de belkide melez sanat eseri yaratıldığı için çekici olan tipik İzmir yapılan orasında proporsion ve yerleştirme bakımından cok kuvvetli tesirle uygulanmış çıkmalara sahip Türk evleri ile karşı karşıyayız.


Bu evler din, adet, gelenek şortlarına uyarcasına planlanmışlar.
Orta yükseklikte, üzeri beyaz veya renkli sıvalı, taş dolu avlu duvarlarındaki ahşap kapılardan geçince sizi üzeri açık bir kabul salonu edası ile karşılayan taş veycr mermer döşeli avlular.
Avlunun üç ya da bazen dört bir yanını kuşatan mekânlar.
Sokaktan sizi ağırbaşlı, sade havası ile karşılıyan ev bir anda neşeleniyor sanki.

Açık sofalar, ahşap merdivenler, pencereler, nişler. Kafesli oda pencereleri, kuyulu veya küçücük havuzlu avluyu çevreliyorlar.
Dışardaki ağır müzik burada birden hareketleniyor. Zaman zaman sizi şaşırtırcasına kıvraklaşıyor. Bu ağır başlı evlerin sokak cephelerinde ki hareketlilik Çıkmalarla sağlanmış.
Düz duvarlardan dışarıya, sokaklara fırlayan, taşan çıkmalar önce tabiata sonra komşulara yaklaşmak istercesine yerleştirilmiş evlerin cephelerine.


Sokaktan görülmeden sokağı izlemek mümkün bu çıkmalardan.
İzlediğimiz evlere bakıyoruz bir bir. Çıkmalar haricinde evin cephesinde, alt katlara açılan pencereler gene çıkmaları siper etmişler kendilerine. Ahşap payandaların, çıkmaların kendileri, pencereleri gölgeliyor, saklıyor. Yer yer sokaklar iyice daralıyor. Bir çıkmadan diğerine rahatlıkla birşeyler uzatabilirsiniz.

Saçaklar taşıyor. Birbirlerine selâm verir gibi yaklaşıyorlar.
Nefis bir perspektiv var. Hiç bir ev diğerini kapatmıyor, sokağını, görüşünü gölgelemiyor.
Bu dar sokaklar, bu birbirine çok yakın evler aile hayatında samimilik, sevgi, şevkat ve birbirine destek olmak gibi kavramları getiriyordu beraberinde muhakkak. Buralarda mahremiyet, sessizlik gözle görülmeyen fakat hissedilen bir güçlülük, saran koruyan havayı hissediyorsunuz.
Bu evler bu sokaklar sanki yapıyı çevreleyen değilde tabii çevre imiş gibi bir etki bırakıyor insanda. Bahçede yükselen ağaçlar, sokaklara taşan dallar sanki çıkmalı evlerin tamamlayıcıları. Ya da onlar tabiatı marnlıyor. Kavramlar karışmış. Yan sokaklardan birinde cumba ve gönye çıkmanın bir anda kullanıldığı bir ev var. Fakat bu oldukça değişik, Türk evi tesirinde kalınarak yapılmış, yabancı usta eli değmiş bir ev.
Evin cephesi uzun olduğu zaman çıkmalar, kullanılan odalar sayısınca tekrarlanmış. Buralara açılan pencerelerle evin kadını kapalı yaşantısını genişletme, hareketlendirme imkanını bulmuş.
Bir diğerinde dar bir köşe gösteren evin zemin katının üzerinde ki oda gönyelenerek taşırılmış. Nefis bir köşe çıkması izliyorsunuz.
Ahşap kısımlar, pencere doğramalar, kirişler, payandalar, sarı, mavi, krem, beyaz ev sıvaları ile hoş bir tezat meydana getiriyorlar.

Evlerin bir çoğunun sağır ve yüksek avlu duvarları var ve bu duvarlar yer yer demir konsollarla desteklenen koruma saçaklı, süslemeli demir pencere cumbaları ile hareketlilik kazanıyor. İlerliyoruz dar ve çarpık bir sokak var karşımızda. Solda üç katlı, bakımlı, kemerli, büyük giriş kapısı, kemerli ve parmaklıklı pencereleri, belkide bütün İzmir evlerine demir oymalı konsol imal eden italyan ailenin imal ettiği dört konsolla desteklenen ahşap oymalı cumbası ile bakımlı eski bir ev. Belki burada da bir Türk Aile oturuyordu o zamanlar. Şimdi otel olarak kullanıyor. Küçük bir tabelâ asılı.
Hemen karşıda sağda hem bu çarpık sokağa ve çarpık arsasına uymak hemde manzarayı en iyi şekilde görebilmek gayesiyle gönye çıkmalarının uygulandığı eski bir Türk evi. Dar, dikdörtgen pencerelerin bazıları kafesli, bazıları tek parça ahşap kepenkli. Ahşap çatı iyice taşmış sokağa. Saçağın alt yüzünde süslemeler var.
Evlerde çıkmayı taşıyan kirişler iki ya da daha fazla payanda ile desteklenerek çıkmaların istenilen büyüklükte yapılmaları mümkün olmakta.

Mezarlıkbaşı'nda ilerlerken solda ara sokaklardan birine sapıyorsunuz, iki üç kişinin yanyana ancak geçebileceği kadar daralıyor. Sokağın köşe verdiği bir noktada gene eski bir Türk evi. Merdivenli dar ara sokağa bakan cephesi kalın ahşap payandalı, çıkmalı, ilerlediğimiz sokaktaki cephesi ise üst kat döşeme kirişlerinin uzatılması ile çıkmalı. Zemin katı kargir. Hiç pencere açılmamış. Saçak altında dikdörtgen, yaprak motifleri ile çerçevelenmiş panolar içinde kalem işi eski Türkçe yazı var. Bu uzun panoların aralarında dikine dar yazısız dikdörtgenler var. Evin dar, merdivenli sokağa bakan çıkmalı mekânının cephesinde ne yazı var ne pencere. Çıkmanın dar yüzünde, dar, ince, uzun bir pencereden ancak sokak şöylecesine gözetlenircesine görülebilir. Bu merdivenli yola açılan her bir mimari öğenin sanki yarıları yapılmış. Karşı evin kafesli, sürgülü, çinko saçaklı, zarif demir konsollu ahşap cumbası bile normalin yarısı kadar. Köşeye rastlayan iki katlı, bağdadi gri sıvalı yapının bir benzerine nerede rastladım diye düşünüyorsunuz, iki ayrı sokağa cephe veren bu köşe çıkması dikdörtgen pencereleri, ahşap payandaları, çıkma altına gizlenmişcesine yapılmış pencereli ara katı ile Makedonya Ohrid kasabasında bir Türk evine ait gördüğüm resim, ya da Bursa Muradiye'deki bir diğer örnek karşımızda sanki. Evin, köşe payandasının altına rastlayan köşesi yüklü develerin geçişini kolaylaştırmak için pahlanmış. Böyle anlatıyor eskiler. Bir diğerinde uzun cephe dar sokağa üç ayrı odadan üç ayrı çıkma ile taşmış. Biri normal diğer ikisi gönyeli çıkma ahşap payandalarla destekleniyorlar. Zamanla iyiden iyiye koyu renk almış ahşap saçaklar ve ahşap doğrama kısımlar yapının krem renkli sıvası ile hoş bir tezat meydana getirmiş.
Haremlik ve selâmlıklı bir diğer evi ancak avlusu içine girince görebiliyoruz. Kalın ahşap payandalarla desteklenen büyükçe bir çıkma. Pencerelerde kafesler. Kemerli sofaya açılan bir sıra oda. Çıkmalı mekanın saçak altında dikdörtgen levhalar içinde madalyonlar ve bu madalyonların içinde eski Türkçe kalem işi yazı. Bu süslerden bir kısmı hemen altdaki pencereden uzatılan soba borusunun isleri ile simsiyah olmuş.
Kıvrım kıvrım ilerleyen bir başka sokakta yüksek ve sağır duvarlar üzerinden sokağa fırlayan çıkma hareketlilik kazandırmış yapıya.
Komşusu yabancı öğeler taşıyan eski bir ev. Çıkıntılı pencere cumbasına yastıklar konmuş, içine oturtulan küçük çocuk sokağı seyrediyor. Yapıldıkları günden bu güne bu çıkıntıların anlamı nedir daha iyi anlaşılıyor şimdi.
Sokağın alt başında ağır, sağır yüksek duvarlı, ara katlı bir ev var. Üst katta odalar gönyeli. Çıkmalar desteğe ihtiyaç göstermeyecek kadar küçük.
Bir diğer iki katlı evde düz ve gönyeli çıkma birlikte kullanılmış. Çıkmanın kısa taraf penceresi üzerinde yuvarlak madalyon içindeki eski Türkçe yazı silinmiş okunmuyor. Kafes ve kepenklerin çıkmada birlikte kullanıldıkları oldukça eski ve harap bir ev var yokuşun üzerinde. Komşusu cumbalı, süslü, bakımlı evin yanında genede asil görünüşünü koruyor.

Yolumuz şirin ufak bir meydan üzerinde yer olan Selvili Mescid Camii'nin bulunduğu yere uzanıyor. Küçük kahvede çayınızı yudumlarken gözünüz solda ki harap eve takılıyor. Demin anlattığımız ev sanki buraya gelip oturmuş. Sürgülü pencere kafesleri, ahşap payandaları her şey aynı. Pencerelerdeki itinalı işçilikli doğramalara, profilli kısımlara dikkat etmeseniz çektiğiniz fotoğrafı bile karıştırabilirsiniz. Ev terkedilmiş çöküp gidecek bir müddet sonra.
Bu evin karşı komşusu da demin ki evde olduğu gibi süslü, bakımlı bir yabancı evi.
Bu çok süslü cepheli evlerin karşılarında bütün süsü, çıkması olan gözleri sadece çıkması ile oyalayan bu Türk evleri sadelikleri ve güzellikleri anlaşılsın diye yer alıyorlar sanki.
İzmir in adı geçen semtlerindeki Türk Mahallelerinin sadece bir kaç örneğini verdim bu yazımda. İzmir'de daha bu evler gibi niceleri var.
İçinde yaşamadığınız halde bir görüşde tanıdık olduğunuz, benimseyip kaynaştığınız pek çok eski Türk evi var bu kentte.
Ufuk BAŞ
Arkeolog-Sanat Tarihçisi E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi