İzmir Dönertaş Sebili
BİLİM-BİRLİK- BAŞARI DERGİSİ 1987 YIL /47. SAYI

Türkler için su sadakanın en ileri anlamında aziz ve mukaddestir. Tarih boyunca adını duyurmuş her yerleşim yeri her biri birer sanat eseri olan küçüklü büyüklü su ile ilgili mimari yapıtı içerir. Su arkları, su terazileri, sarnıçlar, şadırvanlar, sebiller. Su, geçmiş devirlerde sadece insanın yaşamını sürdürmek için zorunlu bir araç değil, yaşantısını güzelleştiren bir temizlik unsuru idi.
İslâm dininde insan var olduğu sürece susamışlara su vermek üstün bir insanlık görevi olarak kabul edilmişti. Hz. Muhammedin kızı Fatma’nın Hz. Ali’den olan iki erkek torunu Müslümanlar arasında büyük saygı görürler ve Müslümanlığın en büyük iki şehidi olarak tarihe geçmişlerdir.
Bir iç savaşta küçük torun Hüseyin susuzluktan bitkin bir halde iken Kerbela denilen yerde öldürülmüştü.
Büyük torun Hasan da Medinede zehirlenerek öldürülmüş ve onunda susuzluk çektiği düşünülerek Hasan ve Hüseyin susuzluk ızdırabının sembolleri haline getirilmişlerdir.
Kerbela olayının geçtiği Muharrem ayında (arap takviminin ilk ayı) susuzlara verilen su.HasanveHüseyine verilmiş gibidir, bu aylarda sokaklarda su dağıtmak geleneği hala sürmektedir.
Muharrem ayı dışındada adaklar ve ölülerin ruhları için su dağıtmak adettir. Bu geleneğin bir mimari çatı altında devam ettirilmesi ile de SEBİL MİMARİSİ doğmuştur.
Sebiller genel olarak önleri bronz yada demir parmaklıklarla kapalı, içlerinde kalaylı bakır tasların asılı olduğu odalardır.
Başlangıçta oldukça sade bir mimariye sahip iken zamanla gelişmiş ve başlı başına anıtsal bir mimariye sahip olmuşlardır.
Bilhassa Lale devrinin sonlarına doğru ve I. Mahmut devri boyunca çeşme ve sebil mimarisi yoğunlaşmış ve bilhassa sebiller Türk Barok üslubunu en iyi sergileyen mimari anıtlar haline gelmişlerdir. Sebiller 18.yy. doğru beraber inşa edildikleri cami ve külliye köşelerinden kopmuş ve kendi başına inşa edilir olmuşlardır.


İstanbulda 5 kenarlı plan üzerine inşa edilen Mehmet Emin Ağa Sebili, Üsküdar’da 3 kenarlı Saadettin Efendi sebili, 1741 Soğukçeşme de bir külliye devamındaki 8 kenarlı Beşir Ağa Sebili, Barok özelliklerini en iyi içeren 1755 Nuruosmaniye Sebili, 5 açıklıktı Laleli Sebili, asimetrik kemerleri ile Şahsultan Sebili, ampir bir örnek olan, sadeleşmiş kemerleri, süsleri ile Nakşıdil Sultan sebili.
1740 tarihli Mehmet Emin Ağa Sebili erken 18.yy. mimarisinde bir dönüm noktası olmuş ve Rokoko üslubu ilk defa yapımının tümünü ilgilendirecek şekilde bu sebilde uygulanmıştır.
İzmirde Dönertaş mevkiinde Osmanzade Yokuşu ile Anafartalar Caddesinin kesiştiği noktada her iki cadde arasında bağlantı kuracak şekilde inşa edilmiş, kare planlı, tek kubbeli sebil bugün VAKIFLAR DÖNERTAŞ SEBİLİ olarak anılmaktadır.
Sebil Anadolu barok ve rokoko üslubunun en iyi anıtsal temsilcisidir. Kiremit kaplı, kubbeli, Sebilin iki cephesini birleştiren köşede duvara gömülü düz bir sütun şeklindeki silindirik taşın döner olması ile, sebil Dönertaş sebili adını almış, semte de aynı isim verilmiştir.

Kare planlı sebilin kapısı ve pencerelerinden biri Osmanzade yokuşuna bakan cephesinde, diğer pencere ve sebil çeşmesi ise Anafartalar Caddesine bakan cephesinde yer almaktadır.
Sebilin Osmanzade Yokuşuna bakan güney cephesinde yonca kemerli sebil kapısının her iki yanında sebilin sağ ve kapının sol köşesini belirleyen ve yüzeye sıkıca bağlı kalan yivli plastırlar üzerindeki kompozit başlıklar üstünden iki sıra profilli silme sebilin gövdesini enine kat eder.
Kapı kütleri yapıya göre çıkıntı yapmamıştır. Kapının mermer yonca kemerinin sağ ve sol üst köşeleri ve kapıya ait bütün sövelerin yüzeyleri rokokodan esinlenerek yapılmış motiflerle sıvama doldurulmuştur. Süslemeler yüksek kabartma şeklinde dirler.
Yonca kemer ters bir s ve düz bir (C) kıvrımının doğrudan doğruya birbirine bağlanması ile meydana gelmiştir. Kemer üst ve yan satıhları dallar, yapraklar, düz ve kıvrık şeritlerle kesin bir simetri ile desenlendirilmiştir. İki yandan simetrik olarak gelmekte olan bezemeler sağ ve sol üst köşelerde palmet yaprağı ile noktalanmaktadırlar. Aynı barok üsluptaki çiçek kompozisyonları ve kıvrık dal motifleri üst söğede sağ ve soldan gelerek tam ortada oval bir madalyon ile birleşmektedir. Madalyonun içinde maaşallah yazısı okunmaktadır. Yonca kemer ve kapı mermer söveleri arasındaki üçgen sahalar Lale devrinin kendine mahsus özelliği olan ucu kıvrık çiçek buketi motifleri ile doldurulmuştur.

Sebilin bu cephesi üst üste binen plastırlar, kornişler ile dik dörtgen alanlara bölünmüştür.
Saçağa kadar yükselen taşıyıcı, yivli payeler arasına alınan bu dikdörtgen dolgu alanları taşıyıcı sistemin gerisinde ikinci bir yüzey gibi durmaktadır.
Sebil yüzeyini kaplayan bu yüksek kabartma süsler, cepheleri baştanbaşa kaplamakta ve bu süslemelerdeki bazı unsurlar yapısal karakterde oldukları halde sebilde tümüyle bir kütlesel hareketlilik meydana gelmiştir. Sebilin her iki cephesinde taşıyıcı eleman olarak dikine profilli silmelerle zenginleştirilen 6 adet yivli paye çatıya kadar uzanmaktadır. Bu payeler birbirine paralel yatay ve zengin profilli sebili enlemesine kat eden 2 ayrı korniş ile kesilerek sebilin her iki cephesinde kaide-gövde-saçak bölümlerini meydana getirmiştir.

Güney cephesinin sağ köşesinde saçağa kadar uzanan taşıyıcı, yivli iki paye akanthus yaprakları ve volütlerin birleşiminden meydana gelmiş korentiyene çok benzeyen başlıklar taşırlar.
Başlıkların üzerinde birer torus levhası yer almaktadır. Başlıkların üzerinde gölge ışık oyunları ile yüzeye derinlik kazandıran, çiftli yuvarlak çubuk silmeli bir korniş cepheyi enlilemesine kat eder.
Sebilde süsleme tarzına uygun olarak profiller zenginleşmiş ve sert köşeler yapmadan malürler birbirlerine geçmektedirler.
Sebil kapısı üzerinde bir enine kornişin meydana getirdiği dikdörtgen pano içerisinde alçak kabartma tekniği ile yapılmış bir cami tasviri görülmektedir.

Panoyu üstten dalgalı kıvrımlarla dolaşan iki yana kademeli kıvrımlar halinde dökülen bir perde motifi çerçevelemektedir. Perdenin kumaşı kabartma çiçek motiflidir ve bir tiyatro perdesini andırır şekilde üst sağ ve sol köşede ve tam ortada geniş kurdelelerle bağlanmıştır. Perde ve cami motifleri dışındaki yüzey düzgün kesme taş bir duvar görünümündedir.
En altta görülen kemerli 3 kapı motifi göz önüne alınırsa burası bir avluyu ve kapılarını temsil etmektedir.
Ortada, ikişer yan kubbesi ve ortada büyük orta kubbesi ile merkezi planlı bir cami tasviri yer almaktadır.
Cami ile avlu kapıları arasında kubbeli, kemerli kapıları ile bir külliye yer almaktadır. Minarelerin yerleştiriliş tarzıda külliyeli cami yerleştirilişine uygundur. Cami tasvirinde kubbe dilimleri, vitraylı percereler, kubbelerin, minarelerin alemleri, minarelerin arasında hilal şeklinde ay ve minarelerin şerefelerine asılmış nisbet olarak oldukça büyük bayraklar gayet detaylı olarak işlenmişlerdir. Kubbelerin gerisinde, enönde avlunun iki yanlarında büyük top ağaçlar tasvir edilmiştir. Bu tasvirde cami bir kutlama töreni, bir bayram yada bir kandil günü çevresiyle birlikte anlatılmaya çalışılmıştır. Minarelerin yerleştiriliş şekilleri, en gerideki top ağacın bir bubbe kadar büyük oluşu, arazi topografyasının tepeler halinde olduğunu belli etmek içindir. Tasvir edilen bu cami, külliyeli ve oldukça geniş bir alana yerleştirilmiş, büyük bir şehire aittir. Anadoluda, Birgide, Yozgatta, Safranboluda, Bursada, Merzifon ve Amasya’da ev ve cami duvar ve tavan süslemelerinde surları, camileri ile İstanbul manzarasının sevilerek kullanılan bir motif olduğunu görmekteyiz.
Paye başlıklarının üzerinden geçen ikinci korniş sebili enine olarak kateder. Kornişin üst kısmında payeler üzerinde ortalarında baklava şekilli kartuşları olan kare kısımları, duvara gömülü kısa, yivli sütun gövdeleri, torus şeklinde başlıkları ile taşıyıcıların korniş ve saçak arasında kalan kısımları görülmektedir.

Her iki payenin sağ ve sol yanları dalgalı hatlar, birbirine dolanan kıvrık yapraklar ve çiçeklerle desenlendirilmiştir.
Saçak ve korniş arasında kalan panoda üst kısımda, ortada iki kulplu bir testi ve iki yanda yuvarlak madalyonlar içine ve altta kalan kısmın tamamına okunaklı, iri harflerle yazılı kitabeler hat sanatının güzel örneklerini vermektedirler.

Gene saçak frizi ve sebil pencere kemeri arasında yer alan dikdörtgen panoda ikişerli, dörder sıralı, çerçeveleri ve araları çiçek, kıvrık yapraklar ve dalgalı hatlarla teshiplenmiş kitabe kısmı yer almaktadır. Ağır bir dille ve arapça olarak yazılmış her iki kitabede şöyle denilmektedir.
Güney Cephedeki Kitabeler:
Ezelin sultanı olan Allaha hamdolsun O vakit, fert olup, şanı yücedir Ey sonu gelmeyecek olan lâtif Allahım Bize verdiğin emirlerde lütuf eyle Sen kuvvetlisin, halel günü olan kıyamette bizi kahrından koru Ey, sinelerdeki gizli emelleri bilen Allahım Bize inen emirlerinde lütuf eyle Sen kuvvetlisin, kıyamet gününde bizi kahrından koru, kurtar
Ey, sinelerimizdeki gizli emellerimizi gören Allahım
Bize işlerin hayırlısını kolaylıkla nasib eyle
Bize, dar ola kabirleri genişlet
Ecel günü olan ölüm anında bize rahmet eyle.
Sebilin saçak altını kat kat, zengin profilli, kuvvetli gölge ışık oyunları meydana getiren bir korniş dolaşmaktadır. Yuvarlak çubuk silmelerle, büyük iç bükey profiller bir arada kullanılmışlardır. Bu silme taşıyıcılar hizasında genişlemekte ve konsol şeklinde saçağa ulaşmaktadır. Küçük yapılarda dahi profillerin zenginleşmesi bu devrin özelliğidir.
Sebilin güney cephesinin köşe payesi de diğerleri ile aynı özellikleri taşımaktadır. İki paye arasında yuvarlak kemerli sebil perceresi yer almaktadır. Kemer üç sıralı, yuvarlak bir korniş ile çevrilidir. Pencere baklava şeklinde demir şebeke ile kaplanmıştır. Pencere kemerinin iki yanındaki köşelikler simetrik, kabartma dalgalı hatlar, kıvrık yapraklar ve aralarında gül motifleri ile doldurulmuştur. Pencerenin altında yapıyı enine kat eden çift yuvarlak çubuk silmeli bir korniş kat etmektedir.
Pencere altında payeler arasındaki pano Osmanzade Yokuşunun meyline uydurulmuş ve muntazam dikdörtgen özelliğini kaybetmiştir. Panonun iki yanı ve üzeri desenli bir şalla çevrilmiştir. Şal üst kısımda üç dalgalı hat halindedir. Bu şalın üst kıvrımlarına meyve ve çiçekler doldurulmuştur. Bu şalın çerçevelediği sahanın ortasında ve iki yanlarında lale devrinin kendine has temasj olan buketli vazo ve meyvalı kase motifleri yer alır.
Osmanlı döneminde eskiden beri kullanılan bu motifler Lale devrinde naturalist üslupla tatbik edilmişlerdir. Aynı tip şal, bitki, meyve kompozisyonuna İzmir Hisar cami minberinde mermer oyma olarak rastlamaktayız. Sebilin köşesinde yer alan ve sebile adını veren dönertaş köşeye kısmen gömülmüş bir düz sütun görünümündedir. Sütun başlığı korentiyendir.
Sebilin anafartalar caddesine bakan batı cephesindeki paye sayısı gene aynıdır. Başlıklarda akanthus yaprağı sayısı azalmış volüt ve akanthus düzeni değişmiştir. Bu cephedeki kartuşlar ortasındaki süsleme de daha küçük ve sadedir. Sebilin batı cephesi özelliklende diğer cephe ile aynıdır. Pencere kemerinin kabartmalarının üzerini tamamen kapatacak şekilde asılmış olan (Vakıflar Sebili) levhası, estetik, anıtsal güzelliği tamamen yok etmiştir. Bu cepheye asılmış olan Anafartalar Caddesi levhasıda diğer levhaya eşlik etmektedir. İzmirin sayılı anıtsal değerlerinden olan bu Sebilin üzerinden her iki levhanın öncelikle buradan kaldırılıp daha uygun ve kesinlikle anıtın güzelliğini bozmayacak başka bir yere asılmasını ilgililerden istemekteyiz.
Batı cephede pencere üzerinde yer alan dikdörtgen panoda birbirine paralel, dört sıra halinde ikişerli kitabe çiçeklerle teshiplenmiştir. Sol köşede enli 2 sıra halinde panoyu dolduran kitabenin araları ve yanları gene tezhiplidir. Bu panonun altındaki dikdörtgen pano yatay iki kısma ayrılmıştır. Üstte ortada bir sikke, iki yanlarda ibrik motifinin içinde, altta ise okunaklı iri yazı ile kitabe görülmektedir. Batı cephede yer alan kitabelerde şöyle denilmektedir:
Esirgeyen bağışlayan Allanın adı ile başlarım Her şeyin yaratıcısı, şefaatçisi olan Allah Allahım asi kulun sana geldi Günahlarını ikrar ederek fakat sana yakararak Eğer, sen mağfiret edersen, ki sen bunaehilsin Eğer, tard edersen, uzaklaştırırsan senden başka kim rahmet edebilir Sana günah işleyen bu raif kulundan vaz geç, bağışla O kul sana ümitle geldi, sana kavuşmayı umarak Her ne kadar sana asi olmuş isede fakat senden başka hiçbir ilaha secde etmedi.
Bu kitabenin altında ve sebil çeşmesi üzerinde yer alan dikdörtgen bir panoda ise gene bir cami tasviri yer almaktadır. Pano iki yanlarda kıvrımlı, kat kat perdeler ile çerçevelenmektedir. Perde kumaşı çiçeklidir. Üst kenarda perde kumaşının iki köşe ve ortadan toplanması ile iki dalgalı kıvrım halini alan kumaşın bu kıvrımları girland gibi tasvir edilmiştir.
Kıvrımlar üzerinde ikişer tane birbiri içinden çıkan gül goncaları motifi izlenmektedir.
En ön planda rampalı, rampasız sur kapıları ve kuleleri ile bir sur tasviri görmekteyiz, sur duvarlarının gerisinde ortada büyük, tek kubbeli, dilimli kubbe kasnağı, önde üç küçük kubbesi ile son cemaat mahalli olan, yivli iki minaresi bulunan bir cami tasvir edilmiştir. Minareler arasında kandilli mahyalar, her iki minarenin şerefele-rindede birer bayrak izlenmektedir. Geri planda selvi ağaçlarının uçları, iri top ağaçlar görülmektedir. Caminin her iki yanında üzeri kiremitli, konik çatılı kule şeklinde mekanlar-burçlu sur duvarlarının hemen gerisinde yer almaktadır.
Bütün bu çatıların üzerinde cami kubbelerinde olduğu gibi alemler olması bunlarında dini mahiyette yapılar olduğunu gösterir. Burada Külliyesi ile bir cami tasvir edilmiştir.
Cami tasvirinin sağ gerilerinde kırma çatılı, kiremitli bir ev tasviride görülmektedir. Bu surlar gerisindeki külliyeli cami bir İstanbul camii olabilir. Merzifon Karamustafa Paşa camii kubbesinde selvili, söğütlü, çınar ağaçlı, sur gerisinde külliyesi ile tasvir edilen istanbul Süleymaniye Camii-nin işleniş tarzına iyice dikkat edilirse bu sefer taş üzerine selvisi, söğüdü, çımar ağacı ile, sur gerisinde tasvir edilen bu cami Süleymaniye Camii olabilir. Batı cephesinin sol alt köşesinde yer alan Sebil Çeşmesinin kalabalık, zengin bir rokoko süslemeye sahip olduğu görülür. Kabarık şerit halindeki (S) ve (C) kıvrımlarından meydana gelen orta kemer iki yandan simetrik olarak süslemeye sahiptir ve tepede, ortada deniz kabuğu motifi ile birleşirler.
Kemerin iç kısmında güllü, goncalı, yapraklı, kurdeleli çok güzel işlenmiş 3 girland motifi yer almaktadır. Üst köşelerde simetrik olarak vazolardan çıkan çiçekli buket motifi oluşmuştur. Çeşme aynasının sağ ve sol kenarlarında üst kısımları volütlü, kıvrımlı, ince konsol ayağı şeklinde motifler yer almaktadır. Ortada ise gene lale, gül ve kıvrımlı yapraklarla kurdelelerden oluşan buket, bir vazodan çıkmaktadır.
Ege bölgesinde bilhassa İzmir ve Aydın dolaylarında cami tasviri taş üzerine sevilerek tatbik edilen bir motif olmuştur.
Cami tasviri örneklerine konumuz dışında İzmir Çakaloğlu Hanında, İzmir Hisar Camii Minber korkuluk levhasında, 1834 Aydın Koçarlı Cihanoğlu Camii mermer şadırvan panosunda, 1812 Söke İlyasağa Camii Mimber kapısı üzerinde, İzmir ve Aydın mezar taşları üzerinde rastlanmaktadır.
Sebilin kitabelerinde yapılış tarihi ve yaptırana ait bir veri yoktur. Mermer cepheleri sistematik olarak tamamen kaplayan yüksek kabartma süslemeler, kitabeler ve şehir panolarının benzerlerine 19.y.y dan itibaren saydığımız sanat eserleri üzerinde rastlamaktayız.

Sonuç olarak verileri şöyle toplamak mümkün olmaktadır. Lale devrinin kendine has teması olarak işlenen barok üslubundaki çiçek kompozisyonları, zengin profilli kornişler, plastır ve sütunların yan yana, üst üste dekoratif yada mimari amaçlarla kullanılışı, S ve C kıvrımlarından meydana gelen kemerler, sebillerde kitabelerin düzeni, bütün ve saydıklarımız Dönertaş Sebilinde kullanıldığı şekilde İstanbul Sebilleri ile benzetmeler yapabileceğimiz şekilde kullanılmışlardır. İstanbul 1741 Saadettin Efendi ve Mehmet Efendi Sebilleri,
1745 Beşir Ağa ve Hasan Paşa Sebilleri, 1762 Ragıp Paşa Sebili, 1767 Şemsipaşa Osman Sahip Çeşmesi, 1787 Elhaç Mustafa Çeşmesi, 1791 Hibetullah Valide Sultan ve Hüsamettin Ağa Çeşmeleri kitabe düzen ve detayları bakımından Dönertaş Sebili ile benzerlikler göstermektedirler.
Anadoluda kesinlikle bir örneğine daha rastlayamayacağımız şekilde mimari ve süsleme yönünden, tek diyebileceğimiz ve ayrıca hat sanatı yönündende değerli örneklere sahip olan bu Sebile bu gün layık olduğu değer verilmemektedir. Taş kabartma sanatının en güzel örneklerini üzerinde taşıyan bu anıtın pencereleri sinema afişlerini koymak üzere kullanılmaktadır. Kaide kabartmalarının hemen önüne küfe küfe sebzeler kasalarla maydanozlar, soğanlar konularak burada satış yapılmaktadır.
Bu durum 1980 yılında ben sebili ilk gördüğümde böyle idi, 1986 yılında halâ böyle.
Mimari miras yılı savunmaları yapılırken, Çevre Düzenlemeleri, konferanslar sürüp giderken İzmirin çok sevilen ve çok bilinen bu semtinde öyle köşe bucak bir yerde saklanmıış değil, meydanın ortasında diyebileceğimiz bir konumda olan Dönertaş Sebilide düzenleme ve kurtarma çalışmaları kapsamına alınırsa çok yerinde bir çalışma yapılmış olacaktır.
Çalabım bu dünyayı
Kahır için yaratmış
Gerçeğin, gelenlerin
Kahrını çekmek gerek
Üstümüzde güller biter
Kimisi açmadan yiter
Bende gül yaprağı gibi
Sararıp solmasam bari
Yunus EMRE
* Kitabelerin okunmasında ve tercümesinde yardımlarını esirgemeyen Dedemiz ABDULLAH ARIĞ' a teşekkürü borç bilirim.
Ufuk ARIĞ (BAŞ)
ARKEOLOG-SANAT TARİHÇİ