İzmir Evinde Kapı
BİLİM- BİRLİK-BAŞARI DERGİSİ 1982 YIL / 33. SAYI

İzmir alabildiğine eski, pek çok milletten insanı Rum, Ermeni, Musevi, İtalyan, İngiliz, Fransız, Türk toplumlarını aynı anda barındırmış, her birinin gelenek, adet ve inanışlarına sahne olmuş ve her birinin mimarilerine yansıyan üslup değişikliklerini, üslup kaynaşmalarını sergileyen canlı bir şehirdir.
18 ve 19. yüzyıldan itibaren KERVANLAR KÖPRÜSÜ denilen ve daha çok Türk toplumunun benimsediği ana girişle şehire giriliyordu.
Oldukça kötü, dar pakettaş döşeli dik yollarla Kadife Kale'ye çıkıldı ki burada da Türk mahalleleri yer alırdı. Türk mahallelerinin kuzeyinde Tilkilik ve Basmahane bulunuyordu. Basmahane ermeni mahallesinin başlangıcı idi.
Keçeciler, Mezarlıkbaşı, Kestelli caddesi, İkiçeşmelik, Eşrefpaşa ve Arap Fırın sokağı ile deniz kenarına kadar yaklaşan Türk mahallesi ile Ermeni mahallesi arasında MUSEVİLER otururlardı. Kemeraltı ve Havra sokağı civarında yoğun Musevi yerleşmesi vardı.Rumları Alsancak garı ve Ermeni mahallesi arasında izlemek mümkündü. Deniz kenarına yaklaştıkça FRENK mahalleleri başlıyordu.

İzmir böyle bir kentti. Bu şehirde sokaklar düşünelim. Kurulalı çok olmuş, bu arada büyük yangınlar çıkmış, depremler olmuş, yıkılanların yananların yerine yenileri yapılmış.
Çeşitli dinde, çeşitli örf ve adette insanlar oturmuş bu sokaklarda. Sokakların biri ile diğerinin kesiştiği noktalar, mahallelerin birbirlerinden ayrılışları arasında yaşayanlar arasında sınır mı oluşturmuştu. Yerine göre dostluklar, yerine göre ticaret, bazen evlenmeler, okul arkadaşlıkları ve de her şeyin üzerinde aynı şehri paylaşıyor olmak isteseler de istemeseler de bu insanları yaklaştırıyordu birbirlerine.
Evleri, okulları, dini yapıları vardı her birinin. Ustalar gidip geliyordu mahalleler arasında. Devamlı bir sanat alış verişi oluyordu aralarında. Ortaya alabildiğine hareketli, göz oyalayan, renkli, canlı yapılar, yapı unsurları çıkıyordu sonuçta. İzmir'de belli zaman aralarında yapılmış birçok devir yapısını bu hareketlilik içinde izlemek mümkün olabiliyor bu günde. Yapılan seyahatler, gezilip görülen yerleşme yerleri insana çevresini daha iyi tanıyabilme görebilme fırsatı veriyor.
Anadolunun çeşitli kentlerini, ağırbaşlı, tarih kokan İstanbul'u izleyip gördükten sonra, İzmir'de ne denli bir canlılık içinde olduğunuzu daha iyi değerlendirir duruma geliyorsunuz. Tarih öncesinden, günümüze kadar insanlar, görüş, anlayış ve duyuşlarını evlere, dini yapılara, içinde yaşadıkları tüm yapılar üzerine aktardıklarına göre İzmir'de bunca değişik toplumu bir arada barındırabilen bir kentte Camiler, Sebiller, Hanlar, Evler tüm öğeleri ile hareketli, canlı olmalı idiler.
Yapılarda izlenen süs, renk cümbüşü gözü rahatsız eder şekilde olmayıp, ilgi ile izlenebilecek şekilde kompozisyonlar meydana getirmişlerdi ki bu da sanat alışverişinin bilinçli ve dengeli olduğunu gösteriyor. İzlediğimiz yapının tümünden kendimizi kurtarıp gözlerimizi kapılara çevirirsek uzun bir zaman orada takılıp kaldığımızı farkediyoruz.
Yapılardaki süslemeyi başka bir araştırma yazısına bırakıp, İzmir'de kapıyı, her türlü öğesiyle, tokmağı ile kapıyı okurlarımıza bir fikir verebilmek üzere genel çizgiler içinde tanıtmaya çalışacağım, bu kez.

Kapılar ait oldukları yapının ehemmiyetine, gayesine göre değişiklik gösteren başlangıç ve bitim noktalarıdır. Yapıların girişini, kapanışını üstlenirler. Tarihe göz atacak olursak meselâ Selçuk mimarisinde kapıların abidevi bir görünüm aldıklarını görürüz. Osmanlı devri yapılarında Selçuk kapıları formu büyük camilerin cümle kapılarında ya da avlu kapılarında karakterini muhafaza etmiştir.
Eski Mısırda, Asurda, Yunanda, Romada da kapılar daima önemlerini korumuşlardır. Yapılarda kapı, binanın tesirini arttıracak, ilgiyi üzerine çektirecek kadar mühim bir elemandır.
Kapılar yapının süsüdür. Yapı sahibinin zevkini, sosyal durumunu aktarır bizlere. Pencereler ve kapılar yapıların dışa açılan noktalarıdır. Dış dünya ile buralardan irtibat kurulur. Kapıların eşiklerine, üzerlerine, kötü nazarları kovan iyiliği çeken bir takım işaretler ya da cisimler konulduğu da görülür.

Kapılar ahşap ya da demirden olurlar. Ahşap kapılarda kanatlar genellikle tek parçadan meydana gelirler. Demir kapılarda da bu böyledir. Ya kaplamadırlar ya da parmaklıklar halindediler.
Kapıların büyüklükleri, genişlikleri kat ya da bina hacmine göre ayarlandıkları gibi nisbet dışına taşan durumlar tarihten bu yana karşımıza çıkmıştır.
Kapıdaki şekilleri yapıdaki yerlerine göre, içte ya da dışta olmalarına göre değişirler.
Dış kapılar, iç kapılar, bahçe ya da avlu kapıları, hemen hepsinin kentlerde ve köylerde yöresel özellikleri vardır. Ama gene de ya tek kanatlıdırlar ya da çift. Bazen üç ya da daha fazla kanatlı olurlar ve üst üste katlanırlar.
Çift kanatlı kapılarda bini bulunur. Kilit tertibatı dış kapılarda kilit veya sürgüler halindedir.
Süs, süsleme insan tarihi ile başlar. Yaşadığı ortamı, evinin içini dışını, kullandığı eşyayı, kapısını, penceresini ve hatta evinin bacasını kendi zevkine göre süslemek ya da süsletmek insan oğlunun en doğal arzusu tutkusudur. Beğendirmek için, beğenilmek için süsler.
Kapıdaki süs kişinin özelliğini, yapının özelliğini yansıtır.
İzmir'de kapılar sadedir, hareketlidir, renklidir, çok süslüdür ağırdır. Bazen ağırlığı ile insanı ezer. Bazen de dantel kadar hafif ve huzur vericidir. Öyle kapılar izleniyor ki bu şehirde önünden geçerken huzursuzluk verecek kadar ağır, itici görünüşleri var. Sanki aşılmaları güçtür. Bazıları da sanki çeker, ona bakmadan geçemezsiniz önünden.
Gelmiş geçmiş uygarlıklar arasında süsleme sanatını en olgun seviyeye getirmiş milletlerden biri olduğumuz için şaşırmamak gerekiyor süsleme sanatımızın bu kadar tesirli, güçlü olduğuna.
Orta Asya, Uzak Doğu etkileri, İranlı. Memlûk etkileri, Anadoluda Hellenistik çağ, Hitit, Bizans etkilere ve yöresel etkiler, Türk süsleme sanatını çağlar boyu her dalında tesirine almıştır. Ayrıca Batı dünyası ile etkilerini göstermiş, 18 ve 19. yüzyıllarda Barok ve Rokoko tesirleri başlamıştır.
Uslûplaştırılmış şekil ve motifler kapılar üzerinde yer almaya başlamıştır. Çoğu kez doğadan ilham alınmıştır. Çeşitli bitkiler, çiçekler ve daha az stilize edilmiş yapraklar, ağaçlar, yemiş ve meyveler, vazolu vazosuz çiçek demetleri, gene tabiattan aiınmış hayran motifleri kullanılır. Efsanevi kuşlar, ejderler; kartal, güvercin, aslan, balık ve diğer deniz hayvanlarının da tasvir edildikleri görülmektedir.


Geometrik motifler çok fazla kullanılmıştır. Yüzyıllar boyu kullanılmış bir desen türüdür bu. Kapılar üzerinde geometrik ağlar izlenir. Daireler, üçgenler, kareler, dikdörtgenler.
Bu tip'süslemede büyük bir simetri hakimiyeti görülür. Geometrik süsleme evrenin sonsuzluğunu sembolize eder.

Sembolik motifler herhangi birşeyi belirtmek üzere yapılmıştır. Araştırıldıklarında pek çoğunun kökeni çok eskilere dayanır. Geçmeler sevilerek ve çoğunlukla kullanılmışlardır. Bir de eşya motifleri vardır. Bunlar çoğu kere mesleklerle ilgilidirler. Kişilerin sembolü, mesleklerinin sembolüdür.
İstenilen yüzey süslenirken doluluklar kadar bırakılacak boşluklarda düşünülür. Bunların eşit olarak ayarlanması dengeyi, güzelliği sağlar.Bir de bordürler var. Bunlar dar, uzun yüzeyler, şeritlerdir. Hemen her desenin değişik ölçülerde kullanıldığı bordürler kapılar üzerinde izlenirler.

Bordürler çoğu kez süslü bölümleri, panoları birbirinden ayırırlar. Dış ve iç bordürlerin aynı kapı üzerinde kullanıldığı da görülmektedir. Bazen geometrik motiflerle, uslûplaştırılmış çiçek figürleri karışık olarak kullanılmışlardır. Kapıda orta boşluk motiflerle doldurularak bir tekrarlama ritmi elde edilmiştir. Demir ya da ahşap kapı olsun sanatkâr, konusuna, çizeceği, işliyeceği yüzeyin açısından bakmaktadır.
Sanatkârlar tabiatı metal ya da ahşap düzeyine uygulayabilmek için diledikleri şekilde değişiklikler tatbik ediyorlardı ki bu da çoğu kez o sanatkârın üslubunu oluşturuyordu.
izmir'de demir süslemeli kapılar, ahşap kapılar, ahşap ve demir süslemenin birlikte kullanıldığı kapılar karşımıza çıkıyor.
Ev kapıları, okul kapıları, bahçe ya da avlu kapıları bunlar. Bu kapıların hemen hepsi çift kanatlıdır.
Bazı kereler anıtsal sokak kapıları tek katlı evlerin saçak altı hizalarına kadar uzanmaktadır. Bu örneklerde izlenen kapılar evin en önemli yerleridir. Bu kapılara ya birkaç basamaklı taş merdivenlerle ya da hemen sokak üzerindeki eşik altından ulaşılmaktadır.
Çift kanatlı ahşap avlu kapılarından bir örnekte kapı kârgir avlu duvarı sathı üzerindedir. Ahşap kasa vasıtasıyla duvar içine oturmaktadır. Kapının kasasını meydana getiren ahşap çerçeve duvarın ahşap hatıllarına tut turulmuştur.
Kanatlar dik tahtaların 3 yatay kuşakla birleştirilmesi ile meydana gelmiştir. Basit ve üst kısımda bilezik şeklinde oyması olan bir bini iki kanadın birleşme noktasını örter. Kapı üzerindeki sürgü bir kol ile yukarı doğru itilmek sureti ile lentoya bağlı dayağı kaldırır ve serbest kalan kapı açılır.
Kapı halkaları ve 3 sıra halindeki dövme çiviler demirdendir. Çiviler kapının arka yüzeyindeki kuşaklara kadar devam eder ve dışarı taşan uçları geri döndürülerek ahşaba sokulur.
Bir başka örnekte kapı kanatları iki cins ahşabın birleşmesi ile meydana gelmiştir. Kanatlar üzerinde dikdörtgen panolar meydana getirilmiş ve panonun çerçevesi, kapıların binisi, değişik renkte boyanmıştır. El şeklinde kapı tokmağı ile oldukça sade bir avlu kapısıdır bu örnek.
Alsancak garına yakın bir sokaktaki evlerden birinin ahşap kapı kanatları 3 ayrı yükseklikte, eşit genişlikte aynalarla profillenmiş panolardan meydana gelmiştir. Orta bini değişiklik gösterir. Kanatlarda alt panolarda çerçeve içine alınmış, anlının iki yanından dışarıya doğru kanatları olan, etli dudaklı, çıkık elmacık kemikli, iri burunlu, çenesinin yanlarında sakalları olan, sivri kafalı kabartma erkek yüzü tasviri izlenmektedir. Yüzde şeytani bir gülümseme vardır. Orta panolarda ise yaprak ve çiçeklerden oluşan kabartma bir kuşak görülür.

Kemeraltında bir okul binasına ait çift kanatlı demir kapı, süslemesi açısından İzmir'deki tek örnektir. Yan, işlemeli söveleri, yuvarlak kemer teşkil eden üst profilli parçası ve oldukça hareketli, canlı süslemeye sahip bir kapıdır bu. Kapının üst pervazı ve kemer arasındaki boşluk dairesel ve spiral şekilli demir bir parmaklıkla kapatılmıştır. Kapı kanatları demirdendir. Üç ayrı yükseklikte, eşit genişlikte aynalarla profillenmiş panolar görülmektedir. Kapı-basit söveden sonra kuvvetli bir profille işlenmiş çerçeve ile sarılmıştır. Kapı kanatlarının birbirine eşit olmayan üçer panoya bölünmesi simetriye alışmış gözü oyalar. Demir kabartma tezyinat ve takımlar çok sevimli bir motif yüzeyi meydana getirmiştir. Bütün metal aksam arasında çok ahenkli, ince, zevkli bir bütünlük izlenmektedir. Orta panoda her iki kanatta kabartma krater şeklinde, yüksek kaideli, geniş ağızlı bir vazo ve içinden çıkan, uzun panoyu boydan boya kateden yıldız çiçeği ve lâleler ile yapraklardan ibaret bir demet görülür. Bronz sabit kapı tokmağı ve her iki kapıda izlenen serbest bronz kapı tokmakları, kapının metal sade işçilik gösteren binisi tüm olarak kapıyı çekici bir hale getirmektedirler.
Agora civarındaki iki evde demir çift kanatlı avlu kapıları örneklerinin benzeme olarak en iyi temsilcilerindendir. Her iki örnekde de kapı kanatları dikdörtgen panolara ayrılmış ve içlerine baklava motifleri yerleştirilmiştir. Süslü armudi biçimli halkalı bronz kapı tokmağının, istiridye kabuğu şeklindeki aynası ilginçtir. Kapılardan birinin taş yan sövelerinin başlıkları ise yarım ve stilize edilmiş ion sütun başlığı şeklindedir.


İlginç bir örnek te Kordon'daki büyük köşklerden birine aittir. Ahşap ve demir işçiliğinin birlikte izlendiği çok güzel, çift kanatlı bir kapıdır bu. Kapının her iki kenarı ve pervaz ahşaptır. Üst pervaz ile lentonun kenar kavisi arasındaki boşluk yelpaze şeklinde motiflenmiş demir bir parmaklık ile kapatılmıştır.


Parmaklık içindeki değişik şekiller aynı kalınlıktaki demir bileziklerle birbirine bağlanmıştır. Her iki kanat iki değişik ölçüde panoya ayrılmıştır. Alt panolarda kabartma profilli çerçeveler bitki motifleri izlenir. Üst panoların orta kısımları dairesel ve spiral şekilli demir süsleme ile kaplanmış ve bu kısım kıvrım kıvrım kabartma yaprak, çiçek ve gonca motifleri bir çerçeve ile sınırlandırılmıştır. Kapının ahşap kabartmalı binisi de ilginçtir. Bu örnekte zengin bir rokoko süslemeyi izlemekteyiz.
İzmir evi bilhassa Türk kesimindeki örneklerin dışında dantel gibi demir süslemelere sahip ve pek azı diğerine benzeyen demir kapılara sahiptir. Geometrik ve bitki motiflerinin her türünü bu kapıların üzerinde izlemek mümkündür.
Bazen her iki kanatta panoların tam orta kısımlarında ya da birkaç yerinde daire içine alınmış rozetler, bir arma, simetrik arslanlar kanatlarını iyice açmış bir kartal, meyva sepeti üzerinde oturan çıplak bir çocuk motifi, bazen belki de bir denizciye ait evin kapısında gene madalyon içinde çıpa, kuşlar izlenir. Kapıların binileri de değişiktir izmir'de. Kimi yivli bir sütundur. Üst kısmında stilize edilmiş bir İon bir Korent başlığı yer alır. Bazı binilerin üst kısımlarında yüzünde gülümseyen bir ifade ile oturan arslan yüzü size bakmaktadır. Bir diğerinde ellerini dizleri üzerinde birleştirmiş, bol elbiseli, hüzünlü yüz ifadesi ge-"niş anlı, çekik gözleri, iri burnu ve dalgalı saçları ile bir kadın oturmaktadır.

Bazı binilerin üzeri kabartma gül ve yaprak motifleri ile süslüdür. Bu tiplerin en üst noktalarında ise başı bol bir örtü ile çevrelenmiş, iri burunlu, taçlı bir kadın başı izlenir. Kapıların üzerinde son derece ilginç kapı tokmaklarına rastlanır. Kapı tokmakları o evde oturanın zevkini, dinini, ekonomik durumunu, cinsiyetini, mesleğini yansıtır. Üzerinde bulunduğu kapı resmi ya da dini bir yapı ise çoğu kez ağır ve sadedir. Bazı kapılarn her iki kanatlarında da tokmaklar görülür. Biri aşağıda diğeri yukarıda ya da biri küçük diğeri büyüktür.
İzmir evi kapı tokmağındaki çeşitlilik zenginlik bu konuda araştırma yapmış kişileri sanki müze kentteymiş hissi içine sokar. Başka bir kentte bunca çeşitlilik yoktur.
Osmanlı devri sivil mimarisine ait basit kapı tokmakları yanında Barok devri heykel başlı kapı tokmakları, Neoklasik Türk mimarlığına ait örnekler ve Levanten kapı tokmakları, basit halkalar daha pek çoğu bir arada.
Uzun bir süre el biçimli kapı tokmaklarını inceledim. Kırkın üzerinde değişik el tipi ile karşılaştım.

Önceleri kapıların üzerinde görülen elleri seri imalat sanabilirsiniz. Ama yakından incelendiğinde böyle olmadığı anlaşılmaktadır. Şişman, zayıf, küt parmaklı, uzun parmaklı eller. Kimi el açık, kimi yumruk gibi sıkılmış, kiminde baş parmak ve işaret parmağı uç uca gelmiş, bir diğerinde orta parmak diğerlerinden uzun. Kiminde yüzük yok. Kiminde iki yüzük, kiminde yüzük orta parmakta, bazısında işaret parmağında, bazısında ise yüzük parmağında yüzük görülüyor. Bilekte dantelli, işlemeli kol ağızları, değişik bilezikler, düz manşetler görülür.
Ellerin çeşitliliğinin sebebini araştırdığımda yüzüğün yer değiştirmesi dul, nişanlı, bekâr, evli olayını simgeliyor. Ellerin anatomik değişiklikleri çok düşündürdü beni. Belki de ev sahiplerinin ellerinin kalıbına göre yapılmıştı bu eller. Çelenk tutan yumruklar, bitkisel motiflerden esinlenerek düzenlenmiş olan tokmaklar, çeşitli tipte kanatlarını açmış profilden, gagaları ve tüyleri çok detaylı işlenmiş kartallar, kuyruğu kıvrık, ağzı açık bir yunus ba lığı, uzun saçlı çıplak bir kadın figürü, kuşlar, burmalı halkalar, heykel başlı tokmaklar, bir diğeri tabut şeklinde, olan kapı tokmakları var. Bornovadaki ahşap çift kanatlı bir bahçe kapısı üzerinde Levanten ve Osmanlı tipi kapı tokmağı ve kulpları bir arada.

Arslan başlı ayna kısmı ve serbest halkası ile tokmak ve işlemeli kabartma yuvarlak ayna kısmı ve halka şeklinde kapı kulpları.
İzmir'de İkiçeşmelik, Kemeraltı, Basmahanede dolaşırken yol üzerinde eski eşya satanların tezgâhlarında kapı tokmaklarına rastlamak mümkün oluyor.
Günümüzde yeni yapılan evlerin kapılarında sık sık kapı tokmaklarını izleyebiliyoruz. Bunların çoğu sahicilerinden kalıp alınarak yapılmış dökme örnekler.
İsteriz ki şimdiden sonra sevilsin ve korunmasına çalışılsın evlerimizin bu sanat değeri büyük olan küçük eserleri.




